Eşcinsellik ve Kutsal Kitap Öğretisi

3.3 İncil'de Eşcinsellik

İnsanlar çoğunlukla Rab'bin kutsallığına ve yaratılış amaçlarına aykırı cinsel eğilimlerini mantıklaştırmak, kabul edilebilir duruma getirmek yöneliminde olmuşlardır. 7 Kiliseye yazılan mek­tuplarda imanlılar sahte öğreti verenlere dikkat etmeleri (Va. 2:2), İsa Mesih'e iman edildikten sonra fuhuş yapmakta sakınca görmeyenlerin ardından gitmemeleri konularında uyarılmaktadırlar (Va. 2:14-16, 18-23).

Kutsal Kitap özgün öğretişinde tüm insanlar günah işlemiş ve Tanrı'nın yüceliğinden yoksun kalmıştır; Âdem'den başlayarak tüm insanlar Tanrı'nın istemlerine aykırı hareket ettikleri için günahkârdır. Yani Tanrı'nın yüceliğinden yoksun kalanlar yalnız insan yaratılışına uymayan cinsel tercihler yapanlar ve eşcinseller değil, tüm insanlıktır (İncil, Rom. 3:23). Ancak günaha tutsak olanlar, İsa Mesih'in çarmıhta günahlarını üstlendiğine iman etmekle günahlarından kurtulurlar; Tanrı'nın lütfuyla karşılıksız aklanırlar (İncil, Rom. 3:23,24).

Günahkâr, Tanrı'yla barışmak istemesi durumunda, Tanrı'nın Egemenliği'ne[i] İsa Mesih'in günahlarını çarmıhta üstelendiğine inanarak, Tanrı'nın istemlerine aykırı düşünce ve davranışlardan tövbe ederek girer. Kutsal Kitap'ta bu iman olarak tanımlanır. İman "[İsa Mesih'in] Günahlarımıza karşılık ölmesine, gömülmesine ve Kutsal Yazılar uyarınca üçüncü gün ölümden dirilmesine" inanmaktır (İncil, 1. Kor.15:1-5). Bunun sonucunda Tanrı'nın sözü ve Kutsal Ruh, tövbe eden kişinin içinde konut kurar. Ancak bu iman eylemi Tanrı sözüne sımsıkı sarılarak ona itaat etmekle, eski alışkanlıkları terk etmekle, yaratılıştaki bedensel ve ruhsal konuma dönüşü içeren tutumlarla desteklenir. Yoksa boşuna iman etmiş olunur (İncil, 1. Kor. 15:2).

İnsanlar İsa Mesih'in kurtarış çağrısına olumlu yanıt verip Tanrı'nın Egemenliği'ne girmeyi seçebileceği gibi, O'nu ret edip kendi yolunu çizmek isteyebilir. Tanrı insana yaşamını kendi kararlarıyla belirleme özgürlüğünü vermiştir. Romalılar 1:18-32 ayetlerinin yorumlanması bu seçme özgürlüğünün ne anlama geldiğini, eşcinsellik ile öteki benlik isteklerinin anlaşılması açısından değerli sonuçlara ulaşmamızı sağlar:

Romalılar 1:13-17 ayetlerinde tüm insanların kurtuluşa duydukları ihtiyaç anlatılır. İsa Mesih'e güvenmenin, O'na itaat etmenin sonucu sunulan aklanma[ii] açıklandıktan sonra 18. ayetle birlikte Tanrı'nın gazabına geçilir. "Günahın içerdiği kötülük karşısından 'gazap' sözcüğü, günaha ve kötülüğe karşı Tanrı'nın tutumunu belirler. Gazap, aynı zamanda gerçeğe engel olan kişilerin tanrısızlığına, kötülüğüne karşıdır. 'Gökten gösterilen gazap' Tanrı'nın gücünün ve görkeminin kabul edilmesini sağlamak amacıyla gösterilir. Doğa ve toplum olaylarında, insanların günahlarından kurtarılmasında, kötülüğün yargılanmasında Tanrı'nın hâkimiyetini vurgular; kötülüğü ortadan kaldırmayı hedefler (burada dikkat edilmesi gereken önemli nokta kaldırılması gereken insan değil, tanrısızlık ve kötülüktür!)."

Kişi bildiği yolda yürüyorsa, İsa Mesih'i tanımamışsa yine Tanrı'nın onu yargılamaya hakkı var mıdır? Romalılar 1:21-22. ayetlere göre vardır; çünkü Tanrı kendisiyle ilgili bilenen ne varsa insanların gözleri önüne sermiştir. Yaratılıştaki olağanüstülük, çeşitlilik; Tanrı'nın büyüklüğüne, gücüne, görkemine tanıklık eder. Tanrı sözü olan Kutsal Kitap Tanrı'nın yaratılıştan başlayıp İsa Mesih'in ikinci gelişine dek uzanan tarih çizgisinde Rab ile kurulacak ilişkiyi anlatır. Bu ilişki yalnız Rab'bi Rab olarak tanımakla, O'nu Rab olarak yücelten tapınmayla kurulur.

Öyleyse şu soruyu sormalıyız: Rab'bi Rab olarak bilmek neden önemli? Romalılar 1:21-22 ayetleri bizlere iki düşünce verir: Sonsuz, Her Şeye Gücü Yeten gerçek Tanrı vardır ve bu Tanrı adına layık biçimde övülmelidir. Eğer bunun tersi tutum sergilenirse insan kendisinin efendisi olacak; tutuğu yolun meyvesini yiyecektir. "Tan­rı onları utanç verici tutkulara teslim etti" sözü bağlamında yorumlandığında, utanç verici tutkular bir tercihin sonucudur (İncil, Rom. 1:26). Çünkü insan anlayışını karartarak kendini tutkularına teslim eder.

İncil gerçeğine göre erkeklerin ve kadınların doğal ilişkilerini bırakıp aykırı cinsel ilişkilere girmesi insan bedenine ve ruhuna aykırıdır; kötülüğün insan karakterinde üremesine izin verir (İncil, Rom. 1:27). "Bu durumda 'Doğal olan nedir?' sorusunu sormak gereklidir. 'Böyle istiyorsam ve istediğimi yapıyorsam doğaldır' denebilir mi? Aykırı bedensel ve ruhsal istekleri mantıklaştırmak için böyle sözler söylenebilse de kişinin keyfi yorumu olmaktan öte geçmez. Grekçe physis (doğal), Tanrı'nın yaratılmış düzeni anlamına gelir. Doğal sözcüğüyle anlatılmak istenen yaratılıştaki özgün doğadır. Yaratılıştaki insan doğasına aykırı hareket edildiğinde Tanrı'nın kurduğu iyi ve doğru düzen bozulur."

Eşcinselliğin kabul edilebilir biçimde topluma sunulmasını destekleyen ayet Kutsal Kitap'ta bulunmamasına karşılık 1. Korintliler 6:9-10 ayetlerinde geçen oğlan ve oğlancılar, "New Inter­national Version'da ikiye ayrılarak, birinci ifadenin erkek eşcinseller, ikinci ifadenin eşcinsellik suçu işleyenler diye çevrilmesi, bundan da her tip eşcinsel ilişkinin değil, putperestlikle birlikte yapılan eşcinsel ilişkinin günah sayılmasını hem metinde geçen ayetler hem de Kutsal Kitap'ın öteki ayetleri desteklemez (Yas. 23:17,18; Va. 22:15)."[iii] Metnin özgün anlamında ayetlerde geçen oğlan ve oğlancılar eşcinsel sayılmaktadır. "Eşcinsellikle ilgili oğlan ve oğlancılar terimleri eşcinselliği pasif-aktif, para karşılığında ya da putperestliğin bir parçası olarak ayırmayıp her tür eşcinselliğin Rab'in önünde yanlış ve günah olduğu belirtilir."[iv] Ayetler yorumlanırken eşcinsel ilişkilerde bulunulabileceğini ileri sürmek ne Pavlus'un yazdıklarıyla ne de Kutsal Kitap görüşüyle bağdaşır. Eşcinsellik ve insanın biyolojik, anatomik, fizyolojik, ruhsal yapısına uymayan, yaratılışına aykırı diğer cinsellik deneyimleri Kutsal Kitap'ta her durumda günah olarak tanımlanır, her durumda Tanrı'ya ve O'nun düzenlediklerine karşı hareket içerir.

Eşcinseller ve (insanın yaratılışına aykırı diğer cinsellik deneyimlerinde bulunanlar) yaratılış gerçeklerinden kaçmak yerine, İsa Mesih'e iman ederek Tanrı'nın verdiği özgürlüğü yaşamları için Tanrı onlara fırsatlar sunmaktadır. İman yaşamında lütufla güçlenerek, düşünce ve isteklerini yaratılıştaki bedensel, ruhsal doğalarına dönmek için kullandıklarında (İncil, Rom. 5:1,2); Rab'be ve O'nun ilkelerine sadık kaldıklarında gün be gün değişerek eski yaşamlarında kalan vicdan rahatsızlıklarından, kaygı, suçluluk, korku, dışlanmış hissedilmek gibi ruhsal sorunlardan arındıklarını göreceklerdir. Bu vaat gerçek anlamda tövbe eden herkes için geçerlidir (İncil, Elç. 2:37-42).

Tövbe ederek yaratılıştaki doğalarına dönmek isteyen eşcinsellerin zayıflıklarını Rab bilmektedir. Zor gibi görünen bu süreçte önemli olan eşcinsellerin (öteki günahkârlar gibi) Rab'bin kendileri için yaptıklarını bilmeleridir. "Değişim gerçekleşirken ortaya çıkan zayıflıklar kendi başlarına günah oluşturmayıp imanlının günaha olan direncini azaltan, yalnız fiziksel anlamda değil; düşünsel, ahlaksal ve duygusal alanlarda güçsüzlüklerdir. Zayıflıklar ayartıya, ayartı da fiziksel uygulamayla günaha dönüşürse ortaya ciddi bir durum çıkıyor. Böyle bir duruma girmeden İsa Mesih adıyla ve Kutsal Ruh aracılığıyla aklandığımıza güvenerek Rab'be sadık kalmak gayretini göstermek önemlidir."[v]

[i] Tanrı'nın Egemenliği kavramı üç başlıkta incelenebilir: Birincisi, Tanrı'nın evereni, doğayı, tüm in­sanları kapsayan mutlak hâkimiyetidir. İkincisi, Tanrı'nın Egemenliği doğruluğun ve iyiliğin sürdüğü yetki alanıdır. Bu yetki alanına insanlar İsa Mesih'in tövbe çağrısına olumlu yanıt vererek, Tanrı'nın istemlerine ve yaratılışına aykırı davranışlarından dönerek girerler. Üçüncüsü, İsa Mesih'in çağrısıyla başlayan Tanrı'nın Egemenliği, O'nun ikinci gelişiyle kuruluşunu tamamlayacaktır. Bu dönem İsa Mesih'e ait olanlar için ağlayışın, acının bittiği; sonsuza dek Tanrı'yla birlikte yaşanan dönem olacaktır. (Açıklamalı Kutsal Kitap. Yeni Yaşam Yayınları: İstanbul, 2010. s. 1383)

[ii] Bkz. "Hristiyan ilahiyatında 'aklanma' insanın günahını İsa Mesih'in üstlenmesiyle günahtan ve sonuçlarında özgür kılınmayı anlatan bir terimdir."a.g.e., s.1656

[iii] Krş. David Prior. 1.Korintliler'in Mesajı. Haber­ci: İstanbul, 2011. s.117

[iv] http://www.biblegateway.com/passage/?search=1 cor 6&version=ESV 10.05.2012

[v] Bkz. http://www.bursakilisesi.com/ekitap/tovbe/41-zayifliklarimizi-kabul-etmek/ (14.05.2012)