Cinsel Kimlik Bozukluğu

Andrew Sims

CMF Dosyaları - Sayı 25
www.cmf.org.uk

Cinsel Kimlik Bozukluğu

Post modern dünya görüşü, olmak istediğimiz her şey olabileceğimiz ve hiç kimsenin kararlarımıza müdahale etmemesi gerektiği düşüncesini aşılar. Ne var ki, kendi cinsiyetimize kendimizin karar verebileceği fikri, bu kavramı aşırı uç bir noktaya taşır. Avrupa ve İngiltere yasalarındaki değişiklikler, artık cinsel kimlik bozukluğuna (transeksüelizm) sahip insanların doğum belgelerinde kayıtlı cinsiyet hanesini değiştirmelerine izin vermektedir. Fakat cerrahi, hormonal ve yasal düzenlemeler asıl problemi ortadan kaldırmayı başarabilmekte midir? Transeksüel insanların sorunu yanlış bedenlere mi, yoksa yanlış inançlara mı sahip olmalarıdır?

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 11 Temmuz 2002 tarihinde, İngiltere hükümetinin Christine Goodwin’in Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. Maddesinde belirtilen mahremiyet hakkını ihlal ettiğine karar verdi. Buna ek olarak, İngiltere hükümeti Goodwin’in eşcinsel partneriyle evlenmesine izin vermediği için, sözleşmenin 12. Maddesini de çiğnemiş sayıldı.[1] Mahkeme ayrıca, “I” adlı vatandaşın İngiltere hükümeti aleyhine açtığı davada da benzer bir karara vardı.[2]

Dava konusu, Christine Goodwin ve “I” adlı vatandaşın transeksüel olduklarını iddia etmeleriydi. Transeksüel insanlar doğdukları cinsiyetin anatomik ve psikolojik özelliklerini taşıyan, fakat aslında karşı cinsten olduklarına kuvvetle inanan kimselerdir. Hükümet tahminleri, İngiltere’de 5,000 civarında transeksüel bulunduğunu öngörmektedir. İngiltere Sağlık Bakanlığı verileri, 2001-2002 yılları arasında sağlık kurumlarında 89 cinsiyet değişimi ameliyatı yapıldığını ve bu ameliyatların tümünün erkekler üzerinde uygulandığını göstermektedir.[3] Dünya çapında bu şekilde 10,000 ameliyatın gerçekleştirildiği yönünde iddialar bulunmaktadır.[4]

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararına cevap olarak, İngiltere hükümeti transeksüellerin doğum belgelerinde kayıtlı cinsiyet hanesini değiştirmek suretiyle “mahremiyetlerini korumalarını” sağlayacak yasal bir değişiklik yapmaya koyuldu. Bu yasal değişiklik, aynı zamanda transeksüellerin eşcinsel partnerleriyle evlenmelerinin de yolunu açıyordu.

Dünya çapındaki kanun yapıcılar, kendilerini “ötekileştirilmiş” ve dışlanmış hisseden insanların haklarına saygılı politikalar geliştirmenin ve hiç kimsenin ayrımcılığa maruz kalmadığı toplumlar yaratmanın yollarını aramaktadır. Bu durum, insan yaşamına ilişkin önceden sahip olduğumuz dünya görüşünün temel ilkelerinden köklü bir uzaklaşmaya yol açmaktadır. Goodwin davasının kapanışında, Birkenhead’li Lord Nicholls şu soruyu sormuştur: “Bir kimse doğuştan sahip olduğu cinsiyetini değiştirebilir mi?” Bu soruya cevap olarak toplumun benimsediği görüş, bu düşüncenin insan doğasına ilişkin felsefesi ve de herhangi bir yönden toplumun geri kalanından farklı olan insanlara nasıl davranılması gerektiği hakkında aydınlatıcı olacaktır.

Bu insanlar için hangi politikaların en yararlı olacağı hakkında görüşler belirlemeden önce, vakalara ilişkin eldeki bütün verileri ve transeksüelizmin tedavisini değerlendirmek gerekmektedir.

Tıbbi Tanım

Transeksüelizm tıp literatüründe yeterince tanımlanmamıştır. Ancak transeksüelim belirtileri gösteren insanları inceleyen birçok psikiyatrist, bu insanların kendileri hakkındaki görüşlerinin “yersiz ve aşırı” düşünceler olarak tanımlanabileceğini söylemektedir.[5] “Yersiz ve aşırı” düşüncelere sahip kimseler, mantık sınırlarının ötesinde bile olsa, inandıkları şeyin doğru olduğunu düşünürler; bütün fiziki kanıtlar bir cinsten (örneğin, erkek) olduklarını göstermesine rağmen, onlar karşı cinsten olduklarına kuvvetle inanırlar.

Benzer psikiyatrik koşullar arasında, beden algı bozukluğu (dismorfofobi, yani vücut şekli veya bedendeki uzuvlar hakkında dengesiz düşüncelere sahip olma durumu) ve anormal kıskançlık (kişinin, partnerinin sadakatsizlik ettiği konusunda saplantılı bir inanca sahip olma durumu) gösterilebilir. Bu vakalar söz konusu olduğunda, hiç kimse devletten, sırf bu rahatsızlıklara sahip insanları rahat ettirmek için yasaları değiştirmesini beklemez. Ancak tıp, hastaları rahatlatmak için bir takım müdahalelerde bulunabilir (örneğin, burun veya diğer uzuvlara uygulanabilecek estetik ameliyatlar veya psikoterapi gibi).

Bilimsel Tarafsızlık

Batılı toplumlar 17.yy.ın ortalarından itibaren fiziksel gözlemlere dayalı, bilimsel bir dünya görüşünü benimsemişlerdir. Bu yaklaşım, doğum sırasında bebeğin cinsiyetinin tespit edilmesi için de geçerlidir. Bu tespit çoğu durumda, bebeğin cinsel organını incelemek yoluyla yapılır.

Doktorlar bebeğin cinsiyetinden emin olamadıkları durumlarda, cinsiyete özgü diğer özellikleri incelerler. Örneğin erkekler XY kromozomlarına sahipken, kadınlar iki X kromozomuna sahiptir. Erkekler testislere sahipken, kadınlar yumurtalığa sahiptir. İç üreme organlarında daha başka farklılıklar da bulunur. Erkeklerin sperm kanalları vardır; kadınlarınsa rahim ve yumurta kanalları vardır. Biyokimyasal özelliklere bakıldığında, erkeklerde ve kadınlarda testosteron ve östrojen hormonlarının seviyeleri arasında belirgin farklar bulunmaktadır. Bu farklar sakal ve bıyık, vücut şekli gibi cinsiyete özgü diğer özellikleri ortaya çıkarırlar.

Bu durum, insanların erkek ve kadın olarak yaratıldıklarını bildiren Kutsal Kitap’ın tanımına uygundur. Yaratılış 1:27 ayeti şöyle der: “Tanrı insanı kendi suretinde yarattı. Böylece insan Tanrı suretinde yaratılmış oldu. İnsanları erkek ve dişi olarak yarattı.”

Çoğu insanda bu cinsel özellikler bir arada bulunur. Ancak az sayıda olmakla birlikte, bazı insanlar çift cinsiyetli olarak dünyaya gelebilmektedir (bkz. Aşağıdaki tablo). Böyle kimseler gerçekten belirsiz durumdadırlar ve cinsiyetlerini tespit etmek son derece güçtür. Çift cinsiyetli insanlardan farklı olarak, transeksüellerin psikolojik açıdan doğdukları cinsiyetten farklı olduklarını gösteren herhangi bir delil bulunmamaktadır.

Çift Cinsiyet

Çift cinsiyete sahip bir kimse, ne erkek ne de kadın için standart kabul edilmeyen cinsiyet kromozomlarıyla, dış üreme organlarıyla veya iç üreme sistemiyle dünyaya gelir. Bu durumdaki insanların kişisel bilgilerinin gizliliği sebebiyle, bu vakalara ne sıklıkta rastlandığını kesin olarak belirlemek güçtür. 1955 ile 1998 yılları arasındaki verileri değerlendiren bir araştırma, yaygın çift cinsiyet vakalarından bazıları hakkında şu rakamları bildirmektedir:[6]

Ne XX ne de XY değil1,666 doğumda bir
Az gelişmiş veya hiç var olmayan vajina6,000 doğumda bir
Androjen duyarsızlığı sendromu13,000 doğumda bir
Klasik doğumsal adrenal hiperplazi13,000 doğumda bir
Ovotestis83,000 doğumda bir
Tıbbi sebep belirlenemeyen bozukluklar110,000 doğumda bir
Kısmi androjen duyarsızlığı sendromu130,000 doğumda bir
Tam gonadal disgenezi150,000 doğumda bir

Cinsiyet ve Toplumsal Cinsiyet

Birçok uzman, cinsiyet ve toplumsal cinsiyetin birbirinden ayırt edilmesi gerektiğini düşünür. Cinsiyet kişinin biyolojik yaratılışını ifade ederken, toplumsal cinsiyet bir kişinin toplumdaki rolünü ve davranışlarını ifade eder. Toplumsal cinsiyet söz konusu olduğunda, durum daha esnek bir hal almaktadır. Örneğin, çocuklarıyla ilgilenip onlara bakmaktan keyif alan bir erkeğin, “annelik” becerilerine sahip olduğu söylenebilir.

Ancak transeksüel insanlar bu görüşü daha da ileri bir seviyeye taşıyarak, sadece karşı cinsin toplumsal rollerini yerine getirmekle kalmayıp, karşı cinsten olduklarını iddia ederler.

Sebepler

Bir süredir, bu algının tamamen psikolojik olup olmadığı ve bu algıyı etkileyecek bir takım fiziksel etkenlerin var olup olmadığı konusunda tartışmalar yaşanmaktadır. İnsan beyninde, bir erkeğin aslında kadın olduğuna inanmasını sağlayacak yapısal bir değişiklik söz konusu olabilir mi? Doğumdan önceki dönemde hormonlara veya DDT gibi böcek ilaçlarına maruz kalmanın, kişinin cinsel eğilimini etkileyebileceği ve transeksüelliğin oluşumunda rol oynayabileceği yönünde bazı iddialar vardır.[7]

Dünyaca bilinen Nature adlı bilim dergisinde yayınlanan bir başka raporda, araştırmacılar farklı insanlarda kırmızı çekirdekteki (beyin sapının bir parçası) bir bölgenin hacmini ölçmüşlerdir. Bu bölge, insanın cinsel davranışlarını belirlemektedir. Araştırmacılar, erkeklerde bu bölgenin kadınlardan daha geniş olduğunu ve erkek transeksüellerde bu bölgenin kadınlarla aynı ölçüye sahip olduğunu tespit etmişlerdir.[8] Bu sonuç şu soruyu doğurmuştur: Beyindeki bölgeler ve bunların gelişimi mi cinsel davranışları belirlemektedir, yoksa bu bölgelerdeki değişim cinsel davranışlardaki değişimin sonucunda mı ortaya çıkmaktadır? Bir başka araştırma, transeksüellik göstergesi olarak teyzelerden, doğum sırasından ve solaklıktan söz etmektedir.[9],[10] Bu alandaki araştırmalar oldukça sınırlıdır. Yapılan en büyük araştırmalarda bile, ileri sürülen fikirler büyük ölçüde tahmine dayalı kabul edilmektedir.

Aslında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tıbbi ve bilimsel verilerden yola çıkarak yaptığı değerlendirmede, herhangi bir biyolojik sebep ortaya koyacak bilimsel kanıt olmadığı sonucuna varmıştır.[11]

Mahkeme, “transeksüelizmin uluslar arası alanda tıbbi bir vaka olarak yaygın biçimde kabul gördüğüne” karar vermiştir. Ve sonuç olarak, doktorların yakın geçmişte önemli bir psikiyatrik başvuru kaynağında (Tanı Ölçütleri Başvuru El Kitabı, 4. Sürüm, DSM-IV) transeksüelizmi “Cinsel Kimlik Bozukluğu” adıyla yeniden tanımladıklarını söylemiştir. Mahkeme buna ek olarak, Cinsel Kimlik Bozukluğu’nun Dünya Sağlık Örgütü’nün “Uluslararası Hastalıklar Sınıflandırması’na” (10. Sürüm) dahil edildiğini işaret etmiş; ancak bu kaynakta transeksüelizm terimini de yer verildiğinden hiç söz etmemiştir.

Buradaki sorun, psikiyatrik teşhis sınıflandırmalarının altta yatan sebepler hakkında hiçbir bilgi içermemesidir. Kullanılan terimler sadece belirtileri tanımlayacak şekilde belirlenmiştir. Ancak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bu terimleri, sanki fiziksel tedavilerle giderilebilecek fiziksel bozuklukları tanımlıyorlarmış gibi ele almıştır.

Bu tarz yanlış anlaşılmaların önlenmesi için, DSM-IV amacını şu şekilde açıklayan bir uyarı ile başlar: “Bu el kitabının amacı, hekimlerin ve araştırmacıların çeşitli mental bozukluklar taşıyan insanlara teşhis koymalarını, diyalog kurmalarını, onları incelemelerini ve tedavi etmelerini mümkün kılmak için tanı kategorilerinin kesin açıklamalarını sunmaktır. Burada geçen bahislerin mental hastalık, mental bozukluk veya mental engel teşkil eden durumlar için yasal veya diğer tıbbi olmayan ölçütler oluşturduğu düşünülmemelidir.”

Tedavi

Buradaki asıl soru şudur: Cinsel Kimlik Bozukluğu yaşayan bir kişinin bedenini öz imajına uygun hale getirmek mi; kişinin öz imajını bedenine uygun hale getirmeyi amaçlayan bir psikolojik tedavi uygulamak mı; yoksa bu çelişkiyle yaşayabilmesi için ona destekleyici yardım sunmak mı gerekmektedir?

Transeksüelim vakasında, psikolojik tedavilerin etkinliği konusunda hekimler arasında görüş birliği bulunmamaktadır. Ancak, kısmen de olsa, transeksüellerin algılanabilir yaşam kalitesinin hormon tedavisi ve estetik ameliyat aracılığıyla arttırılabileceği yönünde bulgular vardır.

Hormon tedavileri kişinin görünümünü değiştirir, ancak risksiz değildir. Erkek transeksüeller üzerinde yapılan bir inceleme, hormon tedavisinin venöz trombozları 20 kat arttırdığını, ciddi prolaktin artışına sebep olduğunu ve bunun da bazı hormona duyarlı tümörleri tetikleyip depresyona yol açtığını göstermiştir.[12] Aynı incelemede, erkekten kadına dönüşmek için hormon alan hastalarda “ciddi olumsuz risklerin hafife alındığı” kaydedilmiştir. Bu riskler arasında kilo artışı, insülin duyarlılığında düşüş, lipid profilinde yetersizlik ve alyuvar kitlesinde artış yer almaktadır.

Fiziksel değişiklikler yapmaya yönelik ameliyatlar karmaşıktır ve birçok müdahale gerektirmektedir. Erkek transeksüellerde penisle testislerin alınması ve yapay bir vajina boşluğu oluşturulması gerekir. Kadın transeksüellerde genellikle hastanın kolundan alınan kas ve deri dokularıyla yapay penis oluşturulması gerekir. Bu yeni oluşturulan organlara his kazandırmak için çeşitli çalışmalar yapılsa da, yapay organlar cinsel uyarılara tam olarak normal tepkiler veremezler.

Kadın transeksüeller aynı zamanda göğüslerinin alınması için operasyon geçirirler. Bazı hastalar seslerini kalınlaştırmak için gırtlaklarında ses tellerinin bulunduğu bölgede de operasyon yaptırırlar. Buna ek olarak, yüzlerine erkeksi özellikler kazandırmak amacıyla birçok estetik ameliyat geçirirler.[13] Bu tedaviyi destekleyenler, böylesine rahatsız edici operasyonlara katlanmanın, transeksüellerin yeni kimliklerine kavuşmak için duydukları inancın ve bağlılığın gücünü gösterdiğini ileri sürerler. Ve yaptıkları araştırmalar, bu müdahaleleri geçiren transeksüellerin çoğunluğunun yeni kimlikleriyle mutlu olduğunu gösterir.[14]

Ancak, gerçekle örtüşmeyen inanışlara yol açan psikiyatrik bozukluklara sahip birçok insanda, bu tarz güçlü inançlara ve bağlılıklara rastlandığını belirtmek gerekir. Bir inanışa duyulan bağlılığın derecesi, o inanışın geçerli ya da doğru olup olmadığını belirleyemez.

Cinsel kimlik bozukluğu bir kimsenin bedenine ilişkin algısıyla, gerçek bedeni arasındaki uyumsuzluktur. Bu ikisi arasında uyum sağlamak amacıyla bir kişinin bedenini değiştirmeye bu kadar büyük önem verilirken, kişinin bedenine ilişkin algısını değiştirmek için çok az çaba harcanması şaşırtıcıdır.

Üstelik hiçbir tedavi bir kimsenin cinsiyetini değiştirmez. Tedaviler ancak, bir kişinin kendi seçtiği cinsiyetle daha rahat yaşamasına yardımcı olabilir. Biyolojik bakımdan normal bir kişinin cinsiyetini değiştirebileceğini iddia etmek, o kişinin doğumundan beri cinsiyetinin değişmediğini gösteren ikna edici fiziksel kanıtı görmezden gelmeyi gerektirir. Ameliyat bir kimsenin görünümünü değiştirebilir, ardından uygulanacak hormon tedavisi davranışlarını etkileyebilir, fakat kişinin biyolojik cinsiyeti değişmemiş olarak kalır.

Kutsal Kitap’a Göre Cinsellik

Kutsal Kitap insanoğlunun Tanrı’nın benzerliğinde ve erkek ve dişi olmak üzere yaratıldığını öğretir.[15] İsa, “Kutsal Yazılar'ı okumadınız mı? Yaradan başlangıçtan 'İnsanları erkek ve dişi olarak yarattı' ve şöyle dedi: 'Bu nedenle adam annesini babasını bırakıp karısına bağlanacak, ikisi tek beden olacak” derken, buna dikkat çekmiştir.[16]

Eski Antlaşma’daki “zina etmeyeceksin” buyruğu aynı zamanda cinsel ilişkinin sadece evlilik çatısı altında gerçekleşmesi gerektiğini bildirir.[17] Evlilik dışı cinsel ilişki, ister aynı cinsten ister karşı cinsten biriyle kurulsun, yasaktır.[18]

Hıristiyanlar, insanoğlu Tanrı’nın kurallarına baş kaldırdığında ideal varoluş biçiminin bozulduğuna inanırlar. Bunun sonuçlarından biri, ahlaki değerlerin ve cinsel davranışların bozulması ve insanların Kutsal Kitap’ta öğretilen cinsel davranış modeline aldırış etmemeye başlamasıdır.

Hıristiyan inanışının merkezini oluşturan müjde şudur ki, İsa Mesih ölümü ve dirilişi aracılığıyla insanlara yeni yaşam ve değişme gücü sağlar. Buna ek olarak, gelecekte bir gün, Tanrı’nın tasarılarına karşı gelen bütün isyanlar sona erecek ve insanoğlu Tanrı’yla başlangıçta sahip olduğu kusursuz ilişkiye yeniden kavuşacaktır. Bu vaat, transeksüellerin Tanrı’nın kendilerini yaratmış olduğu tabiata uygun ve Tanrı’nın planlarına duyarlı biçimde yaşamaya çalışmaları ve bunu yapacak gücü bulmaları için umut sunmaktadır.

Kutsal Kitap’ın bekarlığı erdemli bir çağrı olarak kabul ettiğini belirtmeden geçemeyiz. İsa bütünüyle Tanrı olduğu gibi, aynı zamanda bütünüyle insan ve bir erkekti. Ancak hiçbir zaman evlenmedi veya cinsel ilişki kurmadı. Ayrıca evliliğin herkes için amaç olmadığını söyledi: “Kimisi doğuştan hadımdır, kimisi insanlar tarafından hadım edilir, kimisi de Göklerin Egemenliği uğruna kendini hadım sayar.”[19] Elçi Pavlus da evliliğin uygun ve doğru bir seçim olduğunu tasdik ederken, diğer yandan, “Erkeğin kadına dokunmaması iyidir” demiştir.[20]

Doğum Belgeleri

Birçok ülke, transeksüeller için hayatı kolaylaştırmak amacıyla onlara doğum belgelerini değiştirme izni vermekte böylece ayrımcılık korkusundan özgür yaşamalarını sağlama hakkı tanımaktadır.[21] İlk bakışta bazı sorunları çözebileceği düşünülen bu uygulama, diğer taraftan yasal bir belgede hile yapma problemini gündeme getirerek başka sorunlara yol açar.

Yasal kimliğin değiştirilmesi kayıtsız şartsız uygulanamaz. Örneğin, sağlık hizmetleri söz konusu olduğunda doktorlar ve hemşireler bir kimsenin biyolojik cinsiyetini bilmek zorundadır. Ancak bu şekilde uygun tıbbi bakımı sağlayabilirler. Spor organizasyonları söz konusu olduğunda, sadece kadınların mücadele ettiği müsabakalarda katılımcıların biyolojik cinsiyeti önem kazanmaktadır.[22] Din adamları, biyolojik olarak aynı cinsiyete sahip çiftleri evlendirmek istemediklerini söyleyerek bu yöndeki talepleri reddetmişlerdir.

İngiliz politikacılar bu gibi durumlarla karşı karşıya kalmamak için güvenlik ve sağlık hizmetlerinin, spor organizasyonlarının ve sigorta şirketlerinin vatandaşların asıl doğum belgelerine ulaşmasını sağlamayı planlamaktadır. Ayrıca, din adamları cinsiyet değiştirmiş bir transeksüel olduğundan şüphelendikleri bir kimseyi evlendirmedikleri için suçlanamayacak ve yargılanamayacaktır.

İnsanların doğum belgelerini değiştirme özgürlüğüne kavuşmasını destekleyenler, bu uygulamanın İngiltere’yi diğer ülkelerle uyumlu hale getireceğini iddia etmektedirler. Liberty (Özgürlük) adlı bir lobi grubunun 1998 yılında yaptığı çalışma, Avrupa devletleri arasında cinsiyet değişiminin kabul görme eğiliminde olduğunu işaret eder. Araştırmacıların değerlendirmeye aldığı 37 devletten 33’ü vatandaşlarının doğum belgelerinde değişiklik yapmasına izin vermekte, ancak uygulamanın kapsamı ülkelere göre farklılıklar göstermektedir.

Transeksüellerin cinsiyetlerini yeniden tanımlamalarına izin vererek onlara yardımcı olma düşüncesi önemi sorunları gündeme getirir. Başlangıç olarak, bir kimsenin cinsiyetini değiştirmiş gibi davranması diğer insanlar üzerinde etkiler yaratır. Örneğin, sadece kadınlara yönelik spor salonlarını kullanmak isteyen veya sadece kadın bir doktora muayene olmak isteyen birçok kişi vardır. Böyle kimseler, transeksüel bir spor eğitmeninin veya doktorun karşılarına çıkabilecek olması karşısında kendilerini rahatsız hissedebilir ve mahremiyetlerinin ihlal edildiğini düşünebilirler. Peki, ya spor salonlarındaki soyunma odaları hakkında ne demeliyiz? Bir transeksüel kadınların mı, yoksa erkeklerin mi soyunma odasını kullanmalıdır? Bu kimseler yasal cinsiyetlerini değiştirip cerrahi müdahale geçirmezlerse, durum daha da içinden çıkılmaz bir hal alacaktır.

Evlilik

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin başka endişelerini gidermek amacıyla, transeksüellerin kendi seçtikleri cinsiyetin karşı cinsiyle evlenmelerine izin verecek bazı girişimler de sürdürülmektedir. Bu durum gerek dini gerek seküler birçok topluluğun evlilik hakkındaki inancının sınırlarını aşmaktadır.

Evliliğin toplum içinde özel bir konuma ve öneme sahip olmasının nedenlerinden biri, bireylerin kendilerini cinsel olarak ifade etmeleri ve üremeleri için doğal ve güvenli bir ortam sağlaması, çocuk yetiştirmek için en sağlam temeli sunmasıdır. Transeksüel ilişkiler, doğası itibarıyla geleneksel cinsel ilişkiyi ve üremeyi ortadan kaldıran bir yaşam biçimi oluşturmaktadır.

Transeksüel kimlikleri yasal hale getirmek sadece evlilik yasasını değiştirmekle kalmaz, aynı zamanda bir kimsenin evleneceği insanın cinsiyetinin aslen ne olduğunu bilme hakkını da ihlal eder.

Sonuçlar

Hıristiyanlar zayıf ve “ötekileştirilmiş” insanların toplum içinde korunmasını sağlamalıdır. Bunun gibi, transeksüellerin temel insani haklarını korumak için gayret göstermeli, onların saygınlığını ve eşitliğini kabul etmeli, onları ayrımcılığa maruz bırakılmaktan korumalıdır. Ancak bu yardım ve desteğin yanı sıra, aynı zamanda içlerinde bulundukları durumun dürüstçe bir değerlendirmesini yapmak da gereklidir. Bir kimsenin cinsiyetini biyolojisinin belirleyemeyeceğini savunan herhangi bir çözüm önerisi hem gerçek dışı hem de yararsızdır.

Benzer biçimde, insanların tıbbi ve yasal taleplerini kayıtsız biçimde kabul etmek, onlara ihtiyaçları olan gerçek ilgi ve desteği sağlamayacaktır. Özellikle, bu taleplerin yerine getirilmesinin onlara, ailelerine ve yakınlarına zarar vereceği durumlarda bu geçerlidir.

Transeksüeller ayrıca yalnızlıktan şikayet ederler. İsa zamanının büyük bölümünü, toplumun onaylamadığı davranış ve yaşam biçimlerine sahip insanlarla birlikte geçirdi.[23] Hıristiyanlar’ı bekleyen zorlu görev, bütün insanları içtenlikle sevmek ve onlarla dost olmanın yollarını aramaktır. Ancak diğer yandan, bu insanların yaşam biçimlerini onaylamadıklarını belli etmeleri gerektir. İsa Mesih’in müjdesinin merkezinde, İsa’nın insanların değişmesine yardım edebileceği düşüncesi yer alır. Bu nedenle Hıristiyanlar transeksüellerin onları seven ve psikolojik bakımdan sağlığa kavuşturmayı arzulayan Tanrı’yı tanımalarını sağlayacak ortamlar yaratmak için çabalamalıdır.

Sağlık ve bakım hizmetlerinde görevli kişiler transeksüellere şefkatli ve ilgili, onları hiçbir aldatmacaya yöneltmeyecek profesyonel destek sunmalıdır.

Bu yazı dizisi Hıristiyan Medikal Birliği’nin (Christian Medical Fellowship) Medikal Çalışma Grubu’nda gerçekleştirilen sohbetlerden doğmuştur.

Yazı dizisinin editörlüğü PhD. Pete Moore tarafından yürütülmektedir. Bu makalede beyan edilen düşünceler yayıncının görüşünden bağımsızdır.

CMF resmi bir yardım derneğidir. Tıp etiği ilkeleri hakkında ayrıntılı bilgi için www.cmf.org.uk adresini ziyaret edebilirsiniz.

CMF

157 Waterloo Road, London, SE1 8XN.

Telefon: 020 7928 4694.

CMF Dosyaları Dizisi’ndeki Diğer Makaleler:

No.1 Etiğe Giriş
No.2 Hayvanlar üzerinde yapılan deneyler
No.3 Etik konusunda Hıristiyan görüşleri
No.4 Ergen cinselliği
No.5 Bakım etiği
No.6 Yapay üreme
No.7 Tedaviye ne zaman son verilmeli, ne zaman tutunulmalı?
No.8 Bağlılık ve bağımlılık
No.9 Hekim destekli intihar
No.10 Bir kişi kimdir?
No.11 İnsan genomu
No.12 Tedavi edici klonlama ve kök hücreler
No.13 İkilemleri yeniden alevlendirmeyin
No.14 Genler ve davranışlar
No.15 İnsan tecrübeleri
No.16 Üremeye yönelik klonlama
No.17 Kaynak dağıtımı
No.18 Ruh-beden problemi
No.19 Yaşama iradesi

Bu makalelere www.cmf.org.uk/publications/ adresinden erişebilir veya CMF’ten ücretsiz olarak temin edebilirsiniz.

Başvuru Kaynakları

[1] Goodwin’in İngiltere hükümeti aleyhinde açtığı dava, 2002
[2] “I” adlı vatandaşın İngiltere hükümeti aleyhinde açtığı dava, 2002
[3] House of Commons. Hansard 26 Feb 2003: Column 616W
[4] Israel G & Tarver DE. Transgender Care. Philadelphia: Tempe University Press, 1997
[5] Gelder MG, López-Ibor JJ & Andreasen NC. New Oxford Textbook of Psychiatry. OUP. pp62 & 66. 2000
[6] Blackless M, et al. How sexually dimorphic are we? Review and synthesis. Am J Hum Biol 2000; 12: 151-166
[7] Dorner G et al. Genetic and Epigenetic Effects on Sexual Brains Organization Mediated by Sex Hormones. Neuroendocrin Let 2001; 22: 403-409
[8] Zhou JN et al. A sex difference in the human brain and its relation to transsexuality. Nature 1995; 378: 68-70
[9] Green R. Family occurence of “gender dysphoria”: ten sibling or parent-child pairs. Arch Sex Behav 2000; 29: 499-507
[10] Green R and Keverne EB. The disparate maternal aunt-uncle ratio in male transsexuals: and explanation invoking genomic imprinting. J Theor Biol 2000; 202: 55-63
[11] Goodwin’in İngiltere hükümeti aleyhinde açtığı dava, 2002
[12] Moore E, Wisniewski A & Dobs A. Endocrine treatment of transsexual people: a review of treatment regimens, outcomes and adverse effects. J Clin Endocrinol Metab 2003; 88: 3467-3473
[13] Monstrey S et al. Surgical therapy in transsexual patients: a multidisciplinary approach. Acta Chir Belg 2001; 101: 200-209
[14] Monstrey S. a.g.e.
[15] Yaratılış 1:27
[16] Matta 19:4-5
[17] Çıkış 20:14
[18] Levililer 18:22; 20:10
[19] Matta 19:12
[20] 1.Korintliler 7:1
[21] Integrating Transsexual and Transgendered People - A Comparative Study of European, Commonwealth and International Law. Liberty. 1998
[22] Barnes S. Welcome to sport’s twilight world, where Tina Henman wins Wimb-ledon. The Times, 23 January, 2004
[23] Luka 5:30-32

Cinsel Kimlik Bozukluğu