Aile ve Evlilik Bağları

4.1 Annelik ve Babalık Nedir?

“Çocuğun Tanrı imajı genellikle anne babasına dayanır. Bu olumlu ya da olumsuz bir imaj olabilir. Bu konuda araştırma yapanlar Tanrı’yla ilgili birçok yanlış kavramın anne babayla çocuk arasındaki doğru olmayan ilişkiden kaynaklandığı görülmektedir. Çocuklarda Tanrı, bir polis, dede, yumuşak ve şefkatli, her şeyin tadını bozan, suçluluk makinesi, soğuk baba olarak tanımlanıyorsa bunda anne babanın payı az değildir.”[1]

Kocanın anne babasını bırakıp eşine bağlanarak bağımsız bir aile oluşturmasını belirten ayetin önemi çocuk yetiştirmede bir kez daha karşımıza çıkar. Yeni kurulan ailelerde eşler çocuklarını yetiştirirken, anne baba ve toplumdan aldıkları yanlış değerleri de bırakmalıdırlar.

Ekonomik nedenlerden dolayı çok anne çocuklarını varsa büyük anne-büyük babaya, yoksa bakıcı ya da çocuk yurtlarına bırakmak zorunda kalmaktadır. Erken yaşlarda anneden ayrılan çocukta güven duygusu zedelendiğinden bu durumda çocuğun gelecekteki kişilik yapısını doğrudan belirleyecek etkenler arasındadır.

Böyle bir durumda devlet ve siyasi otoritenin çocuk yetiştirme de sorumluluğu ortaya çıkıyor. Aynı zamanda sağlıklı bireylerin yetişmesi için aileye ekonomik desteğinin yalnız devlet tarafından değil, özel şirketlerden tarafından ihtiyaç olarak görülmesi ve şirket politikalarının bu ihtiyaçlara göre belirlenmesi önemlidir.

Anne babanın çocuklarıyla ilgilenebilmeleri, değer verdiklerini gösterebilmeleri maddesel olanakların yanında zaman ihtiyaçları olduğunu gösterir. Acımasız çalışma koşulları toplumun refahını artırırken, öte yandan sevgisiz, duygusal yönden hasarlı kuşakların yetişmesine neden olmaktadır. Anne babalar çocuklarına ne kadar zaman ayırmaları, ne kadar ilgi göstermeleri gerektiğini bilmeyebilirler. Siyasetçilerin, şirket patronlarıyla üst düzey şirket yöneticilerinin düşünce ve tutumları yalnız fiziki koşulları hazırlamakla kalmayıp anne babaya gerekli çocuk yetiştirme eğitimi sağlamalıdır.

Annenin fiziksel-duygusal özellikleriyle, babanın fiziksel-duygusal özellikleri birbirinden farklıdır. Ancak bu farklık çocuklar kuruluna ilişkide bütünlük oluşturarak birbiriniz tamamlar.

Anne bebeğin doğumdan önce taşıyıcısı olduğundan, annenin fiziksel ve duygusal durumundan bebeğin etkilendiği günümüzde kabul edilmektedir. “Gebelik sırasında uzun sürmüş, ciddi duygusal stresler bebekteki düşük doğum kilosu, sinirlilik ve sindirim sorunlarıyla bağlantılıdır.”[2] Böyle bir durumda doğum öncesi ve doğumundan sonra bebeğin ilk yıllarında fiziksel ve ruhsal ihtiyaçlarının karşılanmasında annenin tutumu öncelik kazanır. Bebek doğumunun ilk aylarında kendisini annenin bir uzantısı gibi görür. İlerleyen zaman içerisinde bebek kendisinin anneden ayrı bir kişi olduğunu; ihtiyaçlarının karşılanmasında annenin önemini algılar.

Baba imajının şekillenmesi doğrumdan sonra başlar. Bebekler ne kadar küçük olurlarsa olsun çevresini algılayan varlıklardır ve bu algıladıkları fiziksel koşular (nesneler, olaylar), duygusal tutumlar (sevgi, şefkat) onların zihinlerini biçimlendirecektir. Birkaç aylık bebeğe gülümsediğinizde siz gülümsemeyle karşılık verir; dilinizi çıkardığınız da kısa süre de o da size dilini çıkarmayı öğrenir.

Rab’be adanmış kuşakların yetiştirilmesinde babanın Rab’den aldığı yetkisini doğru kullanması bu nedenle önemlidir. Baba eşiyle olduğu gibi çocuklarıyla da ilişkisinde günahlı bir kişi olduğunu, Tanrı’nın önünde ailesinin fiziksel ihtiyaçlarını sağlamanın yanında onların ruhsal ihtiyaçlarını da sağlamakta birinci derecede sorumlu bir kişi olduğunu unutmamalıdır.

Yeni Yaşam Açıklamalı Kutsal Kitap’ta “Ebeveyn ve Çocuklar” makalesinde anne babanın çocuklarını Mesih’e bağlı yetiştirmelerinin özü “Çocuğun yüreğinin Kurtarıcı’nın yüreğine dönmesi için, babanın yüreği çocuğun yüreğine dönmelidir”[3] şeklinde açıklanmıştır.

Mal.4:5-6’da geçen “RAB’bin büyük ve korkunç günü gelmeden önce size Peygamber İlyas'ı göndereceğim. O babaların yüreklerini çocuklarına, çocukların yüreklerini babalarına döndürecek. Öyle ki, gelip ülkeyi lanetleyerek yok etmeyeyim” ayetleri Luk.1:17 ayetinde Zekarya’ya Yahya Peygamber’in doğumu müjdelenirken melek tarafından yinelenir. Ayetler “Gelecek olan peygamberin hizmeti aileleri Tanrı’yla ve birbirleriyle doğru ilişkileri kurmak”[4] olarak yorumlanır.

Böyle bir durumda anne ve babanın çocukları üzerinde aldıkları rolün bir kez daha pekiştiğine tanık oluruz. Çocuklarını Rab’be ait olarak yetiştirmede günümüz anne babalarının tutumu Zekeriya gibi imansızlık olmalıdır. Kâhin Zekeriya kendisinin ve eşinin yaşlılığını göstererek çocuk sahibi olamayacağını ifade etti. Ne yazık ki yaşadığımız dönemde anne babalar çocuklarının yüreğini Rab’be çevirmek konusunda duyarlı davranmayıp dünyaya teslim olmaktadır.

Yukarıda yazılanların amacı anne babaları suçlamak için değil, çocuklarının yüreklerini İsa Mesih’e yöneltmek gibi ciddi bir sorumluluklarını anımsatmak için yazılmıştır. Dünya kendine ait çocuklar yetiştirmek ister. Kötülüğün göksel yerlerdeki güçleri de buna ortam hazırlar. Hristiyan bir anne baba benlik kaynaklan işlerin: Fuhuş, pislik, sefahat, putperestlik, büyücülük, düşmanlık, çekişme, kıskançlık, öfke, bencil tutkular, ayrılıklar, bölünmeler, çekememezlik, sarhoşluk gibi çılgın eğlencelerin çocuklarının canına mal olacağını düşündüklerinde; onlara Mesih’i kazandırmanın ne kadar büyük bir iyilik olacağı gerçeğiyle sevinmelerini sağlayacaklardır (Gal.5:19-21).

Kutsal Kitap’ta çocuklarını Rab’be ait kişiler olarak yetiştirmenin sorunluluğu anne babaya verilmiştir. Rab halkına Rab’liğini anımsatıp kendilerine “Tanrınız RAB'bi bütün yüreğinizle, bütün canınızla, bütün gücünüzle seveceksiniz (Yas.6:5)” dedikten sonra, bu buyruğa kendilerinin uymalarının yanı sıra “Onları çocuklarınıza belletin. Evinizde otururken, yolda yürürken, yatarken, kalkarken onlardan söz edin” demiştir. Eğer çocuklar İsa Mesih’i bütün yürekleriyle (bütün akıllarıyla), bütün canlarıyla, bütün güçleriyle seveceklerse böyle bir sevgiyi ilk öğreneceği varlık anne baba olacaktır.[5]

---

[1] Sjoerd, Gerdien Poorta. Büyük Serüven 1. Yeni Yaşam Yayınları: İstanbul, 2001. s. 150

[2] Mary J. Gander, Harry W. Gardiner. Çocuk ve Ergen Gelişimi. İmge Kitabevi: İstanbul, 2010. s. 97

[3] Donald C. Stamps vd. Yeni Yaşam Açıklamalı Kutsal Kitap. Yeni Yaşam Yayınları: Kore, 2009. s. 1675

[4] Krş: a.g.e., s. 1250

[5] Çocukları yetiştirilmesinde kilise anne babadan sonra gelen sorumluluğa sahiptir. Bursa Protestan Kilisesi’nde bebekler Rab’be adanırken aynı zamanda kiliseye “Çocuğun sorumluluğunu taşıyıp taşımayacağı” sorulur. Kilise önderliği çocuk yetiştirmede anne babaların karşılaştıkları ihtiyaçlarda onların yanında olduğunu göstermeli ve sorunlu durumlarda çözüm sunmalıdır.