Aile ve Evlilik Bağları

3.6 Bir Beden Olmak

Kutsal Kitap öğretişinde insan yalnız yemek, uyumak, barınmak, cinsellik gibi fiziksel ihtiyaçların karşılandığı maddi bölümden oluşmaz. Kutsal Ruh (Tanrı’nın Ruh’u), insan ruhu ve beden birbirinden ayrılmaz bütünlüktedir.[1]

Bu nedenle adam annesini babasını bırakıp karısına bağlanacak, ikisi tek beden olacak” ayetinde bağlanmak[2] sözcüğü iki çok önemli unsuru; bırakmayı ve tek beden olmayı, yani karı ve kocayı birbirinden ayrılmayacak şekilde birleştirir.

Ayetin iki güçlü anlam vardır. Birincisi, yukarıda değindiğimiz gibi anne babayı (dolayısıyla ilişkilerini bozacak tüm etkenleri) bırakmak ve tek beden olmaktır. Tek beden olmak akıllarda cinselliği çağrıştırsa da “Bu terimin düz anlamı, erkek ve kadın arasındaki bedensel birleşmeyi ifade etmektedir. Ancak burada geçen ‘beden’ sözcüğünün İbranicesi, bundan daha derin anlam taşır. Kişinin ‘canı’ ve ‘ruhu’ da bedenine dâhildir. Dolayısıyla erkek ve bayan arasında ilişkinin sadece bedensel düzeyde kaldığını söyleyemeyiz. Bu birleşmenin duygusal ve ruhsal bir yönü de vardır.”[3]

Ef.5:32 ayetinde, Yar.2:24; Mat.19:-45 ayetinde İsa Mesih’in de ifade ettiği tek beden olmayı yineledikten sonra Pavlus “Bu sır büyüktür” der. Yar.2:24 ayetin yaşamımızdaki anlamını kavrayabilmek için “Sır, beden, ruh, ölü bedenlerin yaşam bulması ne demektir?” Sorularına yanıt aranmalıdır.

Kutsal Kitap’ta çok durumda gizli ya da gizlenen gerçekler, yalnız bu bilgiye ulaşanların çözebildiği konular anlamında kullanılmaz. Rab’bi tam anlamıyla kavrayamasak da O kendisi ve yaratılışın bilinmeyenlerini insanların anlayabileceği biçimde açıklar (Yar.18:18; Ey.12:22; Mez.25:14 vd.). Pavlus’un mektuplarında sıkça kullandığı sır sözcüğü “Eki Antlaşma’da açık olmayan, ancak Yeni Antlaşma’da açıklanan Mesih’in kimliği, diriliş bedeni hakkındaki gerçekler, evlilik hakkında kullanılır.”[4]

Beden-ruh arasındaki bulunan ilişkideki sır ve evlilikte kutsallığın korunması Eski Antlaşma ve Yeni Antlaşma metinlerinde bulunur. Rab, İbrahim Peygamberin evliliğini korurken, evli bir kadınla yatmanın günahının kendisine karşı hareket içerdiğini “Ben de seni bu yüzden bana karşı günah işlemekten alıkoydum, kadına dokunmana izin vermedim” sözleriyle ifade etti (Yar.20:6-7). Örnek üzerinde düşünüldüğünde insan günah nedeniyle göksel konumunu, Rab ile yüz yüze ilişkisini yitirse de Rab’bin evlilik tasarısının süreklilik taşıdığı bellidir.

Rab tarafından kutsanmış evlilikteki sır da Kutsal Kitap’ta açıklanan; ama henüz tam anlamıyla kavrayamadığımız, cinselliğin ötesinde ruhsal birleşmeyi içeren gerçekleri dile getirir: Karı ve koca cinsel ilişki yoluyla tek beden olduğu gibi tek ruh da olurlar (Mal.2:15). Ama aynı zamanda tövbe ederek ölümden yaşama geçen imanlının içinde Kutsal Ruh konut kurup kurtuluşunda etkin olduğundan, karı ve koca birbirlerinden bağımsız olarak Rab ile tek ruhturlar (Ef.1:13-14; 1Kor.6:17)!

Rab İsa Mesih’in adıyla ve Tanrımızın Kutsal Ruh’u aracılığıyla aklanan Hristiyan, Mesih’in üyeleri olan bedenlerini bu nedenle düşkünleştirmemelidir (1Kor. 6:11, 15). Böyle bir durumda kutsanmış evliliklerde yapılan cinsel birleşme ile fuhuş, zina olarak tanımlanan evlilik dışı cinsellik arasındaki ruhsal ayrım daha iyi anlaşılabilir. Birincisi yasal olan birliktedir. İkincisindeyse Rab’be karşı hareket bulunduğundan, diğer günahlardan daha ağır sonuçları, Rab’bin yargısını içerir.

Devam eden 1Kor. 6:18-20 ayetleri ruh-beden ilişkini pekiştirir: “Fuhuştan kaçının. İnsanın işlediği bütün öbür günahlar bedenin dışındadır; ama fuhuş yapan, kendi bedenine karşı günah işler. Bedeninizin, Tanrı'dan aldığınız ve içinizdeki Kutsal Ruh'un tapınağı olduğunu bilmiyor musunuz? Kendinize ait değilsiniz. Bir bedel karşılığı satın alındınız; onun için Tanrı'yı bedeninizde yüceltin” denir. Rabbimiz içimize koyduğu ruhu kıskançlık derecesinde özlediğinden Hristiyan yaşamını O’na bağlılığı kalarak sürdürmelidir (Yak.4:5).

Bu noktada karşımıza “Beden nedir ?” sorusu çıkar. Soruya verebileceğimiz en yalın tanım ‘Tanrı’nın ruhunun konut kurduğu; zihin, duygular, irade gibi cansal nitelikleriyle bütünlük oluşturan insanın fiziksel görünümü’ şeklide yapılabilir. Ancak insan yalnız fiziksel bütünlük, fiziksel birlik, fiziksel işleyiş değildir. “Tanrı Âdem’i topraktan yarattı (beden), burnuna yaşam soluğu üfledi (ruh) ve Âdem yaşayan bir varlık (can) oldu (Yar.2:7).”[5]

Yaratılış Kitabı’nın ilk bölümlerinde topraktan olarak ifade edilen insanın fiziksel görünümü insanın bedenidir. Aden bahçesinde işlenen günah nedeniyle ölüdür. İsa Mesih’in insanın günahlarını üstlenmek için çarmıhta öldüğüne ve üçüncü gün dirildiğine iman etmekle yeniden yaşam bulur. İsa Mesih’in ikinci gelişinde yeniden göksel konumuna kavuşacaktır.

Yukarıdaki paragrafta üç düşünce incelendiğinde beden, ruh, can konusunu tek beden olmak gerçeğinin daha iyi anlaşılmasını sağlayabilir.

Beden ölüdür. Çünkü insan özgürlüğünü Tanrı’ya karşı kullanarak yetki sınırını aşmış, Rab’bin “Ama iyiyle kötüyü bilme ağacından yeme. Çünkü ondan yediğin gün kesinlikle ölürsün (Yar.2:17)” uyarısını dinlemeyerek Tanrı gibi olmak istemiştir (Yar.3:5).

“Beden olarak çevrilen Grekçe sarks sözcüğü Kutsal Kitap’ta üç ayrı terimi (beden, et ve kan) karşılamak için kullanılmıştır.”[6] Günahtan ötürü düşkünleştiğinden can ve ruhla uyum içerisinde çalışamaz duruma gelmiştir.

“Bedensel ölüm insanın fiziksel, cansal ve ruhsal yönlerinden bedenin ayrılmasıdır. Bedensel ölüme Kutsal Kitap’ta düşman, doymak bilmez bir canavar, zindan ve dipsiz derinlikler olarak da tanımlanır.”[7] Yaratılışta itaatsizlik sonucu ortaya çıkan bir günah varken, günümüzdeyse bedeni (can ve ruhu) öldüren günahlar yaratılışa göre çeşitlenmiştir. Gal.5:19-21 ayetlerinde benliğin işleri olarak ifade edilen “Fuhuş, pislik, sefahat, putperestlik, büyücülük, düşmanlık, çekişme, kıskançlık, öfke, bencil tutkular, ayrılıklar, bölünmeler, çekememezlik, sarhoşluk, çılgın eğlenceler ve benzeri şeyler” aynı zamanda bedenin işleri olarak da adlandırılabilir.

Tanrı’nın Egemenliğinde et ve kan (çürüyen de çürümezliği) miras alamaz (1Kor.15:50). Rom.8:10 ayetinde ölümlü bedenlerin nasıl yaşam bulacağı anlatılır. “Eğer Mesih içinizdeyse, bedeniniz günah yüzünden ölü olmakla birlikte, aklanmış olduğunuz için ruhunuz diridir.” Yani İsa Mesih insanların günahlarını üstlenmek için çarmıhta ölmüş ve dirilmiştir. O’na kurtuluşları için güvenenler (iman edenler) artık “Ne kandan, ne beden ne de insan isteğinden doğdular; tersine, Tanrı'dan doğdular (Yu.1:13).”

İnsanların karı koca olması bu dünyada başlamasına rağmen sonsuz yaşamda aynı fiziksel beden ilişkileri sürdürmeyecekler; ancak göksel bedenlerine kavuştuklarında cansal ve ruhsal deneyimler kaybolmayacağından farklı bir boyutta devam edecektir. İsa Mesih’in ikinci gelişinde ölüler dirilecek, ölümlü bedenler ortadan kalkacak, insanlar göksel bedenler kavuşulacaktır. Sonsuzlukta kazanılan göksel bedenler, bugünkü düşkün bedenlerimize benzemeyeceğinden tartışılan bazı konular da anlamsızlaşacaktır.

Mat.21:33-46 (ayrıca bkz. Mar.12:1-12; Luk.20:27-38) ayetlerinde dirilişten sonraki karı koca ilişkisini öğrenmek isteyenlere İsa Mesih’in verdiği yanıttan evliliğin cinsellik ve çocuk sahibi olmak gibi bazı fiziksel yönlerinin değişeceği, ama ruhsal olarak daha derin anlam kazanacağı anlaşılır. Eğer insan bedeni Yu.20:19 ayetindeki gibi İsa Mesih’e benzeyecekse fiziksel unsurlardan (maddeden, mekandan ve zamandan) bağımsız hareket edecektir.

Genellikle dünyadaki yaşamda görünen maddesel unsurlara odaklanıldığından ruhsal gerçekler anlaşılmak istenmeyebilir ya da maddi yaşam öne çıkabilir. Böyle bir durumda imanlının bedenini üyelerini doğruluk araçları olarak Rab’be sunması ve ölümden sonraki dirilişi kavraması, ‘evlilikte tek beden olmak’ anlayışının ihmal edilmeyerek Hristiyan karı kocanın yaşamlarında yer almasını sağlamalıdır.

Ruh ölüdür. Kutsanmış evlilikte tek beden olmanın öndeki önemli bir başka engelde insan ruhunun günah nedeniyle ölü olmasıdır. İnsanlık tarihinin en hazin olayında, İnsanın Tanrı’ya benzemek istemesi ruhsal ve bedensel ölüm şeklinde Yaratıcısı’yla ilişkisini kopardı (Yar.3).

Ruhun ölü olması insanın Rab ile ruhsal bir bağı bulunmaması anlamına gelir. Günah nedeniyle insan ruhu Rab ile ilişki kuramaz, O’nun huzurunda duramaz konuma geldi. Rab’be ve kendisine yabancılaşarak günahın daha da çoğalmasına neden oldu. “Tanrı’ya yabancılaşma Tanrı’yı tanıyamaz duruma gelmektir. Yaratılıştan beri insan Tanrı’nın verdiği özgür iradeyi kullanarak kendi yolunu çizmeye eğilimli; her ruhsal ve fiziksel ihtiyacını karşılayacak yeterliliğe sahip Rab ile yaşamayı seçmek yerine, ne yazık ki sahte tanrıların, boş inançların ya da maddeciliğin ardından gitmeye rağbet etmektedir.”[8]

Tüm Kutsal Kitap günahın ölümcüllüğüne tanıklık eder; ruhsal ve bedensel ölüm için çözüm sunar. Tanıklık, insanlar yaşadıkları suçlar ve günahlar nedeniyle ölüdür. Günah içinde yaşamayı seçtikleri gazap çocukları, Rab’bin yargısı altında yaşayan kişilerdir (Ef.2:1-3). İnsan benliğin denetimine geçtiğinden zihinsel, duygusal ve irade olarak kendi başına iyi eylemleri yerine getiremez. Benlik insanı bayağılaştırır; Rab’be düşman duruma getirir; ruhsal ürünler vermesini engeller (Rom.8:7).

Ruh’u öldüren benliğin işleri: “Cinsel ahlaksızlık (Gr. [Grekçe], porneya: Ahlak dışı cinsel davranış ve ilişki; pornografik resim vd.). Pislik (Gr. akatharsya: Cinsel günahlar, ahlaki bozukluk; yüreğin düşünce ve arzuları). Sefahat (Gr. aselgeya: Şehvet, kişinin kendi tutku ve isteklerine edepsizce boyun eğmesi). Putperestlik (Gr. aydololatriya: Ruhlara, kişilere, putlara tapmak; herhangi bir insana, kuruma ya da nesneye Tanrı’dan daha çok güvenmek). Büyücülük (Gr. farmekeya: sahte ruhlarla ilişki kurma, kötü ruhlara tapmak, büyü, kara büyü vb.). Düşmanlık (Gr. akthra: düşmanca niyet beslemek, bu niyetleri eyleme dönüştürmek; nefret ve husumet duymak). Çekişme (Gr. eris: kavga, kindarlık, üstünlük sağlamaka için çekişmek). Kıskançlık (Gr. zelos: kırgınlık, gücenme; başkalarının başarısını kıskanmak). Öfke (Gr. thumos: şiddet dolu sözlere ya da davranışlar dönüşen nöbetler); bencil tutkular (Gr. eritheya: güç peşinde olmak). Ayrılıklar (Gr. dikostasya: Tanrı sözü ile desteklenmeyen bölücü öğretiler yaymak). Bölünmeler (Gr. hayresis: bedenin üyeleri arasında yani kilisede birliği yok eden bencilce gruplaşmalar). Çekememezlik (Gr. fthonos: arzu edilen şeye sahip olan kişiye karşı beslenen kızgınlık, nefret). Sarhoşluk (Gr. methe: alkollü içkilerle bedensel ve akli hâkimiyeti yitirmek). Çılgınca eğlencelerdir (Gr. komos: aşarı yemek yenen, âlem yapılan; alkollü içecek, uyuşturucu kullanılan; seks içeren eğlencelere katılmak).”[9]

İsa Mesih’in insanların günahlarına karşılık ölüm dirilişine iman etmekle kavuşulan kurtuluş, Hristiyan’ı ruhsal (ve bedensel) olarak diriltse de yukarıdaki paragrafta geçen benliğin işleri yargıyı da beraberinde getirdiğinden kutsanmış evlilikte tek beden olmanın önünde ciddiyet taşıyan engellerdir. Böyle bir durumda Hristiyan, “Ne kandan, ne beden ne de insan isteğinden doğdular; tersine, Tanrı'dan doğduğunu (Yu.1:13)” anımsamalı; İsa Mesih’in dediği gibi “Yaşam veren Ruh’tur. Beden bir yarar sağlamaz. Sizlere söylediğim sözler ruhtur, yaşamdır” sözlerinin ardından giderek Kutsal Ruh’a itaat etmeyi öğrenmelidir.

İsa “Bizlere olan sevgisini göstererek günah karşısında ölelim ve doğruluk uğruna yaşayalım diye, günahlarımızı çarmıhta kendi bedeninde yüklendi. Bizler de O'nun yaralarıyla şifa bulduk (1Pe.2:24).” Eğer karı ve koca gerçek anlamda İsa Mesih ile ilişki içindeyse ruhları diridir. Aralarında tek beden olmaya yönelik başta gelen engellerden bir tanesini, en önemlisini kaldırmışlardır. Bedenlerinde olduğu gibi ruhları da birbirine yapışarak bütünlük oluşturmuştur.

“Âdem karısı Havva ile yattı. Havva hamile kaldı ve Kayin'i doğurdu (Yar.4:1)” ayetinde geçen ‘yattı’ sözcüğünün İbranice karşılığı bilmektir. “Kutsal Kitap’ta genellikle evlilik bağını ve cinsel yakınlığı ifade etmek için kullanılan İbranice yada sözcüğü bilmek anlamına gelir. Önceki Kitabı Mukaddes çevirilerinde yatmak yerine bilmek tercih edilmiştir.[10] Ancak burada Türkçede anlaşılmadığı düşünülerek bilmek yerine yatmak olarak çevrilmiştir.”[11] Yatmak özgün anlamında tek eşlilik dışında cinselliği ifade ederken; bilmek bedensel (ve ruhsal) birleşmeyle karı kocanın evlilik yoluyla birbirlerini tanımlarını sağlaması gibi daha derin bir anlamı kazandırıyor.”[12]

Tanrı sözü karı koca arasındaki sevgiyi destekler; Kutsal Ruh aralarındaki ilişkiyi geliştirip pekiştirir. Özdeyişler Kitabı’nda Kral Süleyman sevginin ve aşkın ne denli güçlü olduğunu şöyle dile getirmiştir:

“Beni yüreğinin üzerine bir mühür gibi,

Kolunun üzerine bir mühür gibi yerleştir.

Çünkü sevgi ölüm kadar güçlü,

Tutku ölüler diyarı kadar katıdır.

Alev alev yanar,

Yakıp bitiren ateş gibi.

Sevgiyi engin sular söndüremez,

Irmaklar süpürüp götüremez.

İnsan varını yoğunu sevgi uğruna verse bile,

Yine de hor görülür! (Özd.8:6-7)

Ef.5:21-32 ayetlerini yeniden anımsadığımızda tek beden olmak, karı kocanın tutumlarıyla, Rab ile ilişkileriyle, yaşamlarını Kutsal Kitap’ta açıklanan bilgelik üzerine kurmalarıyla, bedensel ve ruhsal olarak diri olmalarıyla sıkı sıkıya bağlıdır. Karı koca arasındaki sevgi, bağımlılık ancak birbirlerini kendileri gibi sevmekle ilerler.

Elinize aldığınız aynı uzunlukta iki bandı önce duvara sonra masaya daha sonra da yere yapıştırıp, en sonunda da birbirine yapıştırmak istediğinizde nasıl aralarında kalan pislik gerçek bir yapışmayı sağlamayacaksa; aynı biçimde karı koca pak yaşam sürmeyip erkek ve dişi arasında evlilik bağıyla yaşanması gereken cinselliği de bozduklarında bedensel ve ruhsal tam’lığı gerçekleştiremeyecektir. Evlilik öncesi cinsel paklığın ve sonrasında sadakatin önemiyle tek beden olmak kavramında bir kez daha karşılaşırız.

Hristiyanlar bildikleri gerçeklerle yaşamak istediklerinde kendilerinden daha üstün bir varlığın yaşamlarında bulunduğunu unutmamalıdırlar. Evlilikte odaklanılacak nokta tek beden olmanın önündeki engeller değil, Rab’bin sağlayışıdır.

Rab lütufkârdır. İman yoluyla kurtuluşlarını sağlayan, aynı zamanda ihtiyaç duydukları her şeyi kendilerine verecek olan Rab, yine her durumda hazır olarak karı ve kocanın yaşamlarında düşündüklerinden çok daha fazlasını yapmak üzere (Ef.2:8-10; 3:20) beklemektedir. Rab nasıl günahı çarmıhta yenip ölümden yaşama geçmeye sağlamışsa, aynı biçimde yaşamlarımızın her alanında olduğu gibi evlilikte de Rab verilen önem, karı kocanın ruhsal ve fiziksel engellerini kaldırıp tek beden olmalarının tüm yollarını açmakta güvenilir yoldur.

---

[1] Tıpta ruhsal gerçeklerin, insanı bedensel olarak etkilediği psikosomatik hastalık adı altında kabul edilir. Halk arasında stres olarak adlandırılan ruhsal gerilimin ruh-beden etkileşimini gösteren ilginç bir örnektir.

[2] Bağlanacak sözcüğünün İbranicesi yapışmak anlamına gelir. Bkz: Sjoerd, Gerdien Poorta. Büyük Serüven 1. Yeni Yaşam Yayınları: İstanbul, 2001. s. 65

[3] a.g.e., s. 67

[4] Krş: Ef.3:3; 1Kor.15:51-52; Ef.5:32

[5] Donald C. Stamps vd. Yeni Yaşam Açıklamalı Kutsal Kitap. Yeni Yaşam Yayınları: Kore, 2009. s. 864

[6] Sözlük. Kutsal Kitap Sözlüğü. Basıma hazırlanmaktadır: Numaralandırılmamış sayfalardan alıntı yapıldı.

[7] Krş: Açıklamalı Kutsal Kitap. Yeni Yaşam Yayınları: İstanbul, 2010. s. 1660

[8] http://www.bursakilisesi.com/ekitap/tovbe/21-insanin-tanriya-yabancilasmasi/ (07.03.2013)

[9] Donald C. Stamps vd. Yeni Yaşam Açıklamalı Kutsal Kitap. Yeni Yaşam Yayınları: Kore, 2009. s. 1640

[10] Bkz: Kitabı Mukaddes Eski ve Yeni Ahit. Kitabı Mukaddes Şirketi: İstanbul, 1995. s. 3

[11] Krş: a.g.e., s. 34

[12] Sjoerd, Gerdien Poorta. Büyük Serüven 1. Yeni Yaşam Yayınları: İstanbul, 2001. s. 67