Aile ve Evlilik Bağları

3.5 Anne Babayı Bırakmak

“Bunun için adam annesini babasını bırakıp karısına bağlanacak (Ef.5:31a)…” ayeti Aden bahçesinde; İsa Mesih’in yeryüzündeki hizmetinde ve Pavlus’un Efeslilere mektubunda yinelenmiştir (Yar.2:24; Mat.19:5a; Mar.10:7). Tanrı halkının toplumla ilişkilerini düzenleyen beşinci emir “Annene babana saygı göster. Öyle ki, Tanrın RAB'bin sana vereceği ülkede ömrün uzun olsun” ayeti ile birlikte yorumlandığında her yeni ailenin bağımsız kurulması; ancak anne babayı bırakmanın onlara karşı bir hareket içermemesi gerektiği sonucu ortaya çıkar. Rab evlilik gerçekleştireceklere bir yandan yeni düzenlerini kurmalarını için ailenin bağımsızlığını sağlarken öte yandan anne babayla bulunması gereken sağlıklı bağları korur.

Yar.2:24 vd. ayetlerde geçen buyruk kültürel değil evrenseldir. Âdem ve Havva yaratıldığında herhangi bir kültürel etki söz konusu değildi; ama çoğalmak söz konusuydu. İleride anne baba çocuk ilişkilerinin hastalıklı bir durum almaması; Âdem’in yetkisini yeni kuşaklarda doğru kullanabilmesi açısından bir buyruk önem taşır.

Aileyi kutsayan Rab kendi karı koca ilişkilerin nasıl şekilleneceği konusunda etkindir. Buyruk aynı zamanda insan ilişkilerinin yaşam sürecinde aynı kalmayacağını değişebileceğini ifade eder. Ailede hastalıklı bağların oluşmaması önceden düşünülmesi ve kabul edilmesi gereken bir durumdur.

“Anne babayı bırakmamak hangi hastalıklı bağları oluşturabilir?” sorusuna verilecek yanıt, ailede özgürlüğün yitirilmesi yalnız anne baba arasında ilişkiyi değil Rab ile olan öncelikli ilişkiyi de doğrudan etkileyecektir. Adam (ve karısı) bağımsız kararlarını alamayacaklarından anne baba yetki olarak Rab’bin önüne geçebilecektir. Bu nedenle Yar.2:24 ve diğer ayetler adamın anne babasını bırakmasından söz eder. Anne babayı bırakmada önceliği adama verir. Çünkü yetki sahibi, aldığı kararların sorumluğunu taşıyan adamdır.[1]

İlerleyen zaman içerisinde büyük ailelerin oluşması, insanın günahlı varlığının da etkisiyle anne baba yeni kurulan ailelerde otorite olmaya devam etmiştir. Yakup’un aile yapısına baktığımızda çok eşlilik, çocukları arasında ayrım yapmak gibi yanlışların yanında ölene dek Yusuf dışında çocukları bağımsız aile yapısını oluşturamamışlardır.

Günümüz Türkiye’sinde toplumun ekonomik koşullarının değişmesiyle bağımsız ailelerin sayısı artmakta; kırsal kesimlerde büyük ailelerinin bulunduğu koşullardaysa ilişkiler Yakup’un günlerindeki devam etmektedir. Anne baba evlikte yapılacak eşlerin seçimde, aile ilişkilerinin kurulmasında ve sürdürülmesinde otorite olmayı bırakmak istememekte; ölene kadar çocuklarını denetimleri altında tutmaktadırlar.

Yar.2:24 ve diğer ayetler Adamın anne babasının bırakmasının başka olumlu sonuçları vardır:

Erkek karısına (kadında kocasına) bağlanmalı ve Rab dışında eşinin önüne başka bir bağlılık koymamalıdır. Kendilerinden bir parça olan çocukları kendilerinden uzak bir kişiye bağlanacak ve ilişkilerde adamın karısı anne babadan öncelik kazanacaktır. Bu durum anne baba için zor; ama çocuklar için gereklidir.

Türkiye’deki kültürde evli çiftlerin birbirlerinin anne ve babalarına “Anne, baba” diyerek yeni kazanılan düzende benimsemelerini sağlaması açısından yararlıdır. Anne baba ilişkilerinde bir yandan değerler korunurken (ki anne babaya saygı göstermek buyruktur), öte yandan karı koca onlardan bağımsız kalabilmelidir. Evlilikte anne babanın otorite olması hem karı koca hem de yeni yetişen kuşakların özgürlüğünü kaldırarak kendi kişilik oluşumlarını engellerler. Anne babasından kopamayan erkek ya da kadın evliliğin yürütülmesinde büyük engel oluşturacağı gerçeğini kabul etmeli ve buna göre davranabilmedir.

Evliliklerinde anne baba otoritesi ya da eşin önüne geçen anne babayla ilgili sağlıksız bağlar varsa Hristiyan çiftler nasıl davranmalıdır?

Evlilikte çıkabilecek öteki zorluklar gibi böyle bir engel evlilik öncesinde saptanmalı adımlar buna göre atılmalıdır. Çünkü insan davranışları, ilişkileri görünen bir şeydir. Eş adayınız “Asla anne babamı bırakmam” diyorsa, zaten peşin olarak kendi ağzıyla durumunu baştan açıkça ifade etmektedir. Yine anne ve baba da “Oğlumuz (ya da kızımız) bir tanedir” diyorsa onlarda aynı şekilde oğul ya da kızlarına olan güçlü bağlarını dile getirmektedir.

Kuşkusuz bu tür sorunların çözümü kolay değildir. Kültürlere göre farklılık da gösterebilir. Ancak doğru adımlar evlilik öncesinde atılmaya eş seçiminde başlar! Kendinizin, eşinizin, anne babalarınızın kolay değişmeyeceği gerçeğini görmenizle devam eder. Yaşamlarımızda Rab’bin büyük lütfu bulunmasına karşılık, Eğer O’nu dinlemiyorsak aldığımız kararlarla bizleri baş başa bırakabilir. Böyle bir durumda esenlik içinde evlilik sürdürmek hemen hemen olanaksızdır. Ya yeni evli çiftler var ilişkilere boyun eğip anne babalarıyla kendilerini köleleştirecekler ya da aldıkları kararların altında ezileceklerdir.

Büyük Serüven kitabının yazarları bırakmak konusunda “Genç çiftlerin bağımsız bir aile birimi oluşturmayı öğrenmeleri gerektiğinden söz eder. Evlenecek kişiler bir yandan öğütlere açık olmalılar, öte yandan kendi kararlarını verebilmelidirler. Anne babalar da çocuklarını serbest bırakmayı onlardan ayrı yaşamayı öğrenebilmelidirler.”[2]

Anne baba ilişkisi açısından bu kopuş kolay olmayacaktır. Ancak anımsamak gerekir ki insanların evlilik dışında Rab’bin huzurunda antlaşma yapmalarını gerektirecek bir durum yoktur. Erkek ve kadın bir anne babadan doğar; eşleriyleyse karar verip antlaşma yaparlar.

Bırakmak sözcüğü günümüz evliliklerinde biraz daha geniş anlamda yorumlanmalıdır. Anne baba dışında yakın akraba, arkadaşlar, iş çevresi, tutkuların hep aile kurumunun sağlıklı işleyişine engel olmayacak biçimde kurulmasına özen gösterilmelidir. Bazı durumlarda akraba, arkadaş, iş, tutkular eşin önüne geçebilmektedir.

Akrabalar da anne baba gibi olmasa da ailenin üyeleridir ve evliliklerde otorite olabilirler. Hem anne baba hem karı kocanın yaşamlarına girebilirler, onların ilişkilerinde bağlayıcı olabilirler.

Türk aile yapısında ailelerin ekonomik yapısının değişmesinin etkisiyle evliliklerde karı kocalar gittikçe bağımsızlaşmaktadır. Ancak toplumda benimsenmiş davranış ve yaşama biçimlerini yöresel farklıklar göstererek, yine evli çiftlerin ekonomik bağımlılığıyla ilintili olarak akrabalar otorite olabilmektedir.

Evlilik yapıldığında çoğu zaman kadın ve erkeğin ayrı arkadaş çevresi vardır. Erkekler kırsal kesimlerde kahvehaneler, şehirlerde çeşitli sosyal ortamlarda bulunarak, benzer biçimde kadınlar da gün arkadaşlığı yaparak eski ilişkilerini bırakmayabilirler. Bu tür etkinlikler yararlı; ama evlilikte eşlerin önüne geçmeyecek biçimde olması gerekmektedir.

Yine bırakmak konusuna farklı bir açıdan baktığımızda futbol, işte yükselmek gibi tutkular hastalık derecesinde bağlılıklar oluşturabilmektedir. Bu tür konular da evlilik öncesinde çözülmesi gerekmektedir.

Sonuçta yaşam boyu sürdürecekleri evliliklerinde anne babayı ve öteki bağlılıkları bırakmak, eşlere öncelik ve önem vermek doğru evliliklerin Tanrı’nın halkı arasında temellenebilmesi yönünden iyidir. Yar.2:24; Mat.19:5a; Mar.10:7 ayetleri evlenecek çiftlere kaynak oluşturmalı. Erkek ve kadın bilgeliklerini kullanarak Rab’bin evli çiftler üzerindeki bu tasarını anlamaya çalışmalıdırlar.

Kadın ve erkeğin ihtiyaç duyduğu bilgelikse yine Rab’den gelecektir. Özdeyişler’de yazıldığı gibi “Çünkü bilgeliğin kaynağı RAB’dir. O’nun ağzından bilgi ve anlayış çıkar (Özd.2:6).” İsa Mesih bilginin ve bilgeliğin tüm hazinelerinin saklı olduğu kişidir (Kol.2:2-3). Kararlar alınırken, O’nun yönlendirişi arandığında imanlıya gerekli bilgeliği sağlayacak yetkinliğe sahiptir. Bu noktada önemli olan kararlarda kişinin kendi doğruluğuna değil Rab’be güvenerek hareket etmesidir.

---

[1] Yar. 3 bölümde ayartılan önce kadın olmasına ve Âdem’in “Yanıma koyduğun kadın ağacın meyvesini bana verdi, ben de yedim” sözleri yetkisini doğru kullanmadığı için kendisini günahın yargısından kurtarmadı.

[2] Sjoerd, Gerdien Poorta. Büyük Serüven 1. Yeni Yaşam Yayınları: İstanbul, 2001. s. 63