Aile ve Evlilik Bağları

3.4 Karıkoca İlişkileri

Hristiyan ilahiyatında İsa Mesih kadının ve erkeğin efendisi olduğuna göre, evlilik konusunda da hem kadının hem erkeğin, onların yaşamlarının her alanında olduğu gibi, karı koca ilişkilerinin de merkezinde yer almak ister. Ef.4-5 bölümlerinde eski yaşam, yeni yaşam, kilise ile ilişkiler konuları tanımlanarak, 5:21 ayetiyle birlikte karı koca; anne baba ilişkilerine giriş yapılır. Ef.5:21 ayetinde geçen bağımlı olmak sözcüğü bir yandan kilise ile öte yandan karı koca ile ilişkilendirilir. “Bağımlı olmak buyruğu, insanın özgür iradesiyle kendini doğal olarak bulunmayan bir konuma koyması demekti. Gönüllü olarak ödün vermek, işbirliği yapmak, sorumluluk almak ve yükü paylaşmak anlamına geliyordu. Genellikle askeri bir terim olarak kullanıldı. Grekler ve Yahudiler bu sözcüğü evlilik için hemen hemen hiç kullanmazlardı.”[1] Ancak Pavlus bu sözcüğü karı koca ilişkilerinde kullandı: “Ey kadınlar, Rab'be bağımlı olduğunuz gibi, kocalarınıza bağımlı olun (Ef.5:22)” dedi.

Ef. 5:22 ayetinin devamı “Çünkü Mesih bedenin kurtarıcısı olarak kilisenin başı olduğu gibi, erkek de kadının başıdır. Kilise Mesih'e bağımlı olduğu gibi, kadınlar da her durumda kocalarına bağımlı olsunlar (Ef.5:23-24)” ayetleri, bölüm içinde devam eden 25-33 ayetleri bağlamında değerlendirildiğinde gerçek anlamını kazanır. Kadın, Rab’nin kurduğu düzene göre aile içerisinde kocasının yetkisi altındadır. Bu nedenle itaatkâr olmalıdır.

Kutsal Kitap’ta Ef.5:22-24 ayetlerine koşut öteki ayetler kadının bağımlığı konusunu biraz daha açar. Petrus mektubunda kadınların (kocaları imanlı olmasalar bile) kocalarına bağımlı olmalarını; saygılı davranışları, yumuşak huylu tutumlarıyla Tanrı’nın beğenisini kazandıklarını söylemiştir (1Pet.3:1-4).

Erkeğin karısına karşı taşıdığı sorumlulukları, kadının kocasına karşı sorumluluklarında daha az değildir! Karılarıyla ilişkilerinde erkekler için örnek İsa Mesih’tir. Mesih kiliseyi nasıl sevdiyse erkekler de karılarını öyle sevmelidir: “Ey kocalar, Mesih kiliseyi nasıl sevip onun uğruna kendini feda ettiyse, siz de karılarınızı öyle sevin. Mesih kiliseyi suyla yıkayıp tanrısal sözle temizleyerek kutsal kılmak için kendini feda etti. Öyle ki, kiliseyi üzerinde leke, buruşukluk ya da buna benzer bir şey olmadan, görkemli biçimde kendine sunabilsin. Amacı kilisenin kutsal ve kusursuz olmasıdır (Ef.5:24-27).”

Karı koca arasındaki ilişkide İsa Mesih’in sevgisinin anlaşılması neden önemlidir? Çünkü Mesih çarmıhta yalnız erkekler için ölüp dirilmemiştir: O kadınların da kurtarıcısıdır! Öyleyse Mesih’in kiliseyi sevdiğine benzer biçimde koca karısını sevmelidir. Ayetlerde erkeğin karısını kendini feda edecek kadar sevmesiyle kadının kocasına bağımlı olması ailede her tülü ayrımcılığı, zorbalığı ortadan kaldırır; sevgiye dayalı ilişkilerin kurulmasına temel oluştur.

Eğer kilisede ayrımcılık kaldırılmamış olsaydı kilisenin kutsallığından söz edilemeyecekti. Bu durumda erkekler günah nedeniyle bozulan karakterlerinin kendilerini karılarına karşı yanlış tutumlara sürükleyebileceğini, yetkilerini Rab’bin istediği doğrulukta kullanamayabileceklerini ve kendilerinin de Rab’be bağımlı olmaları gerektiğini sürekli anımsamalıdırlar.

Ef.1:21-23 ayetlerinde İsa Mesih tüm yönetimlerin, hükümranlıkların, güç ve egemenliklerin üstündedir. Evrenin fizik, toplum kurallarının işleyişine hâkim olan, insanların Rab’bidir. Kilise de tüm kuşaklar boyunca O’nun bedenidir. Kendisi bu bedenin başıdır. Böyle bir durumda karı koca arasındaki ayrımcılık kalkmış, kadın ve erkek yaratılışta, günaha düşüşten önceki konumlarına sahip olmuşlardır. Mesih’e imanla sürdürdükleri yeni yaratılışta kocanın (kadının da) ilişkilerini benlikleri değil, Tanrı sözü ve Kutsal Ruh yönlendirmelidir.

Pavlus Ef.5:28-30 ayetleri arasında kocalara Mesih’in sevgisini örnek alarak yol göstermeye devam ediyor: “Aynı biçimde kocalar da karılarını kendi bedenleri gibi sevmelidir. Karısını seven kendini sever. Hiç kimse hiçbir zaman kendi bedeninden nefret etmemiştir. Tersine, onu besler ve kayırır; tıpkı Mesih'in kiliseyi besleyip kayırdığı gibi. Çünkü bizler O'nun bedeninin üyeleriyiz .” Okuduğumuz ayetler kocaların kendilerine birkaç soru sormaya yöneltir. Karısını kendi bedeni gibi sevmek ne demektir? Karısını seven kendisini nasıl sever?

İnsan olağan bir durumda kendine kötülük yapamaz; bedenini gözetir. Bedenin yaşamsal, ruhsal ve fiziksel ihtiyaçları herkes için gereklidir. Nasıl erkek bedenini yemek yemeye, dinlenmeye, barınmaya ihtiyacı varsa evlilik aracılığıyla bir beden olduğu karısının da aynı ihtiyaçları vardır. Erkek nasıl durup kendi bedenine eziyet çektirmiyorsa aynı biçimde karısına eziyet çektirmemelidir. Koca karısının tüm insani ihtiyaçlarına duyarlı olduğunda ancak evlilik bağı doğru biçimde kurabilir.

İnsanın değer verdikleri kendi kişiliğini yansıtır. İnsan değer verdiği herhangi bir canlı ya da nesneye karşı olumsuz tutum takınamaz. Bu nedenle karısını seven kendini sever. Yaşamını paylaştığı karısının ihtiyaçlarını karşılamaya önem verir ve onu korur.

Evliliğin yalnız kadının kocasına bağımlılığı üzerine kurulamayacağı açıktır. Günümüz evliliklerinde kocanın karısını kendisi gibi sevmesi, karı ve kocanın evlilik üzerindeki yanlış uygulamalarının giderilmesi açısından ihmal edilmemesi gereken bir konudur.

Ayetler evlilikte kocanın bencil isteklerinin değişmesi gerektiğini açıklar. İman yaşamında benliğin değişmesi Efeslilere Mektup’ta sık sık vurgulanmıştır. Ef.2 bölümde günahları nedeniyle ölü olanların Rab’bin merhametiyle ölümden yaşama geçtikleri anlatılır. Kurtuluş kişisel başarıyla değil, lütufla olmuştur. İsa Mesih’e ait imanlı aynı zamanda O’nun yapıtıdır. Öyleyse imanlı yaşamını günah içerisinde sürdüremeyeceğine göre değişime açık olmalıdırlar. İsa Mesih kilisenin tüm fiziksel ve ruhsal ihtiyaçlarını karşıladığına göre kocalar Mesih’in ikinci gelişine dek kilisesinde işleyişine engel oluşturmamalıdırlar.

1Pet.3:7 ayetinde Pavlus’un söylediklerini değişik açıdan yeniler: “Bunun gibi, ey kocalar, siz de daha zayıf varlıklar olan karılarınızla anlayış içinde yaşayın. Tanrı'nın lütfettiği yaşamın ortak mirasçıları oldukları için onlara saygı gösterin. Öyle ki, dualarınıza bir engel çıkmasın” ayetleri kadının Tanrı’nın topluluğundaki değerini pekiştirir. “Daha zayıf, ifadesi büyük olasılıkla kadının fiziksel durumuyla ilgilidir.”[2] Kadınlar tıpkı kocaları gibi kurtuluşun ortak mirasçılarıdır; lütuf altındadırlar.

Kocalar, Petrus’un “Dualarına engel çıkmasın” uyarısını ciddiye almalıdır. Duaların Rab’be ulaşmaması kocalar ile Rab arasında ciddi bir sorunun varlığın işaret eder. Karılarıyla esenlik içinde yaşamaktan, onlarla barışık olmaktan kendileri sorumludur. Kocalar eğer Rab ile doğru bir ilişki içinde bulunacaklarsa Kutsal Kitap’tan öğrendikleri doğru öğretiyi yaşamlarında uygulamalıdırlar.

Kutsal Kitap’ta elçiler kadınlara değer vermeyi İsa Mesih’ten öğrenmişlerdir. Yu.4. bölümde İsa Mesih Samireyeli bir kadın konuşurken görmeleri şaşırtıcı olmuştur. O dönemde erkekler toplumun önünde kadınlarla konuşmazlardı. Üstelik konuşulan kadın Yahudi inanç uygulamalarında murdar sayılan bir soydandı ve kendi çevresinde düşkün sayılıyordu. Bu nedenle öğrenciler İsa Mesih’in yaptığına anlam vermediler. Elçiler, ancak ilerleyen zaman içerisinde Kutsal Ruh’un Rab’bin tasarılarını açıklamasıyla kadınların, dolayısıyla karılarının gerçek değerini anlayabildiler ve buna göre davranabildiler.

O günkü toplumsal koşullarda hem İsa Mesih’in hem de elçilerin kadınlara takındıkları tutum gerçek anlamda tanrısallığı yansıtır. Yaşamaları ve öğretileri iki bin yıl öncesinin kilisesine örnek oluşturduğu gibi günümüz kilise yaşamına, karı koca ilişkilerine sağlam dayanaktır.

---

[1] Krş: Değişen Yaşam Serisi. Efesliler Kitabı. Haberci Tanıtım Basın Yayın Dağıtım: İstanbul, 2005. s. 91

[2] Krş: Donald C. Stamps vd. Yeni Yaşam Açıklamalı Kutsal Kitap. Yeni Yaşam Yayınları: Kore, s.1769