Aile ve Evlilik Bağları

3.1 Evlilik Öncesi Bekâr Yaşam: Rab’den Doğru Bir Eş İstemek

Aile kavramını biraz daha ayrıntılı tanımlarsak: “Aileyaratılışta Âdem ve Havva’yla başlayan; Rab tarafından oluşturulmuş, Onun tarafından kutsanmış, çocuklarla bereketleneceği vaat edilen ilk kurumdur. Günümüzde aile, kadın ile erkeğin Rab’bin önünde yaptıkları antlaşmayla yürürlüğe girdiği, Rab tarafından kutsanmış evlilikler yoluyla karı kocaların duygusal, ruhsal ve fiziksel birliği sağlayan; karşılıklı adanma ve adamayı içeren, çocuklarla bereketlenen, Rab’bin yüceltildiği, Mesih İsa’nın kiliseyle ilişkisini yansıtan ilişkiler toplamıdır.” Kişisel farklılıklar gösterse de evliliğe doğru atılan adımlarda bu ögeleri ciddi biçimde değerlendirmek yaralıdır. Böyle bir tanımdan yola çıktığımızda evliliği ruhsal, fiziksel ve duygusal temeller üzerinde geliştirmek çok durumda sağlam bir evlilik için zemin hazırlanmış olunur.

Fiziksel koşullar kendimizin, arkadaşımızın ekonomik ve kültürel bağlamda toplum içinde aldığı konumun (statünün) gerçek karşılığına denk gelir. Aşağıdaki birkaç konu evliliği tehdit edecek konular hakkında fikir vermektedir:

  • Evliliğe kadar paklığınızı koruyabiliyor musunuz? Ölçüsü: Evlilik antlaşmasını yaptıktan sonra karı-koca olmak
  • İş, çalışma ve evliliği yürütebilecek ekonomik gelire sahip olmak (Çevrenizde çalışmayan kişiler varsa bu örneklerden nasıl bir sonuç çıkarıyorsunuz? Eşiniz çalışmasıydı ne yapardınız?)

· Akrabaların tutumları (Evliliğinize karışmaları ne kadar doğrudur?)

· Kültürel benzerlikler ya da uzaklıklar (Siz ya da aileniz Alevi-Sünni ayrımcılığı yapar mı?)

· Yaş farkında ortaya çıkabilecek sorunlar: 20-40; 40-50; 50-55; 55-60; 60-65; 70-72… Yaş özelliklerini gözlemlerinize dayanarak değerlendiriniz

Duygular kız erkek ilişkisinde çok durumda ilk hareketi verir. Duygu, yalın anlamıyla “Belirli nesne, olay veya bireylerin insanın iç dünyasında uyandırdığı izlenim”[2] tanımlanır. Kadın ya da erkeğin birbirleri üzerinde yarattığı etki çok durumda ilk hareketi başlatır. Bu iyi ve doğrudur. Ancak ilişkilerin kurulması ve temellendirilmesinde duygular tek başlarına güvenilir olmayabilir. İnsan incindiğinde duygusal patlamalarını durduracak; yaralarını iyileştirecek üçüncü, dördüncü… Daha başka kaynaklara ihtiyaç duyarlar.

Kadın ve erkek arsındaki ilişkilerde duygulardan kaynaklanabilecek zayıflıkları Rab’bin gidermesi ya da bazı durumlarda üstlenmesi gerekecektir. Rab çok durumda düşüncelerinizi ve eylemlerinizi Kutsal Kitap ayetleri ve Kutsal Ruh’uyla yönlendirecektir.

Rab Kutsal Kitap ayetleriyle kilise ve toplumla ilişkileri düzenlemekte; ilişkilerde karşılaşılan sorunları çözmek için gerekli bilgeliği sağlamak konusunda Tanrı sözü Kutsal Ruh ile birlikte Hristiyan’ın yararına çalışır. Aynı zamanda Rab yalnız ilişki düzenleyici değildir! Sevginin, aşkın, sevincin, mutluluğun, güvenin kaynağıdır. Çünkü her iyi şey ondan gelir ve bizler de düşüncelerimizde, eylemlerimizde O’nu yansıtırız ya da O’nun bereketlerini ret ederiz (Ef.2:10?)

Rab insanın tüm ihtiyaçlarını insandan daha iyi bilmektedir. Yaratılışta Rab “Âdem’in yalnız kalması iyi değil” dediğinde aslında Âdem yalnız değildir (Yar.2:18)! Rab ile derin bir ilişki içindedir. Rab ile yüz yüze görüşüyor; O’nunla Aden Bahçesi’nde konuşuyordu (2:16-17). Çoğu zaman gözden kaçırılan bu durum günümüzün bekâr imanlısına iki önemli hedef verir.

Birinci hedef, Rab ile ilişki öncelikli ve önemlidir. Günah sonrasında Aden’de yitirilen konum nedeniyle Âdem ve Havva doğrudan Rab ile iletişim kuramaz duruma geldi. Ancak İsa Mesih’in gelişi, tüm insanların günahlarına karşılık ölüp dirilmesi sonucunda yeniden Rab ile doğrudan ilişki kurabilir; ikinci gelişine dek Tanrı sözü olan Kutsal Kitap’tan Rab’bin kendisi ve evren üzerindeki tasarılarını öğrenebilir; Kutsal Ruh aracılığıyla öğrendiklerini yaşamında uygulayabilir ve dua yoluyla O’nunla konuşabilir. Öyleyse günümüz bekâr imanlısının yaşamında öncelikli konu Rab’bin yer alması ve O’na itaat etmesidir.

İkinci hedef, Rab ile olan ilişki sürekli büyümeli, derinleşmelidir. Bekârlar (aslında evliler, çocuklar da) yalnız oldukları duygusunu böyle aşabilirler. İnsanın yalnız olmadığını hissetmesi ve bunu bilmesi kendisini içindeki boşluğu yeni arayışlarla doldurmasını engelleyecektir. Pavlus Filipililer’e Mektup’ta imanlıları Rab’bin gelişine dek her zaman sevinmeye, hiç kaygılanmamaya, her konudaki dilekleri Rab’be dua edip yalvararak şükranla bildirmeye özendirir.

Birinci ve ikinci hedefi gerçekleştirmek bildiğimiz doğruları yapmakla mümkündür. Bildiğimiz doğrularsa İsa Mesih’i yürekten sevmek ve O’na hizmet etmek (Mat.22:37a, 16:24-27, 28:18-20); Hristiyan kardeşlerini sevmek ve onlara sevgiyle hizmet etmektir (Yu.13:17,34-35).

İsa Mesih’i sevmek ve O’na hizmet etmek insan yaşamına amaç kazandırdığı gibi, ruhsal disiplinler[3] aracılığıyla imanlının Rab ile ilişkisi köklenir. Dua (oruç), Kutsal Kitap ayetleri üzerinde derin düşünmek; tövbe (itiraf); tapınma şeklinde özetleyebileceğimiz ruhsal disiplinler Hristiyanların tüm yaşamında önem taşmaktadır. Ruhsal disiplinler, Rab’den kendisine uygun bir eş isteyen imanlıları güçlendirir, korur ve sağlam bir umut verir.

Bir imanlı Kutsal Kitap’ta açıklanan Rab’nin her durumda kendisinde etkin olan kudretiyle, dilediği ya da düşündüğü her şeyden çok daha fazlasını yapabilecek güce sahip olduğunu göz önünde bulundurmalıdır (Ef.3:20). Aden Bahçesi’nde Âdem’e verilen eş tamamen Rab’bin eseridir. Rab kadını Âdem derin bir uykudayken yarattı. Havva’nın yanında olması için Âdem’in hiçbir katkısı olmamıştır. Bugün de İsa Mesih kendisine sadık imanlıların tüm ihtiyaçlarına duyarlıdır ve onları karşılayacak kudrete sahiptir.

Günümüzdeyse yukarıdaki paragraflarda anlatılanların, “Siz öncelikle O’nun egemenliğinin ve doğruluğunun ardından gidin, o zaman size bütün bunlar da verilecektir. O halde yarın için kaygılanmayın. Yarının kaygısı yarının olsun. Her günün derdi kendine yeter Mat.6:33-34)” sözlerinin anlamı gittikçe kaybolmaktadır.

1Sel.4:3-8 ayetlerini okuduğumuzda evliliğe doğru adımları biçimlendirir: “Tanrı'nın isteği şudur: Kutsal olmanız, fuhuştan kaçınmanız, her birinizin, Tanrı'yı tanımayan uluslar gibi şehvet tutkusuyla değil, kutsallık ve saygınlıkla kendine bir eş alması ve bu konuda haksızlık edip kardeşini aldatmamasıdır. Daha önce de size söylediğimiz, sizi uyardığımız gibi, Rab bütün bu suçlardan ötürü insanları cezalandıracaktır. Çünkü Tanrı bizi ahlaksızlığa değil, kutsal bir yaşam sürmeye çağırdı. Dolayısıyla bu çağrıyı reddeden kişi insanı değil, size Kutsal Ruhu'nu veren Tanrı'yı reddetmiş olur.”

Ayetleri yorumladığımızda ilk dikkatimizi çeken “Tanrı’nın isteği şudur” sözüdür. Hristiyan kendi isteklerine değil, Tanrı’nın isteğine önem vermelidir. İmanlılar kendi isteklerine önem verdiklerinde yaratılışta yaşanan düşüşteki Âdem ve Havva’nın konumuna, Rab’bin isteklerini yerine getirmez duruma gelirler. Rab’bin isteklerini anlamak ve onları yerine getirmek aynı zamanda imanlıları dünyanın günahından uzak tutmak, dünyayı yenmek gibi üstün nitelikleri kazandırıyor (1Yu.2:15-17).

“Kutsal olmak” sıradan ya da kusurlu olandan ayrı, Rab’be ait olmak anlamına gelmektedir. Kutsallık “Yasaklara uymak ve dindarlık olarak algılanmamalı, pak düşünceler, doğru yapılan eylemler biçimin­de algılanmalıdır.”[4] Tanrı’nın kutsallığını ve imanlının da kutsal bir Rab’be ayrılmışlığını görmeyen kişinin fuhuştan kaçınması, kendisini Tanrı’yı tanımayan uluslardan ayırması zordur. Grekçe pleonokteo sözcüğü, “Doğru olanı saptırmak, sınırı aşmak, hile yapmak anlamına gelir. Evlilik öncesinde ve sonrasında yapılan zina Rab’bin insanda görmek istediği kutsallığı, iffeti kirletir; bekârlarda evlilik için saklanması gereken paklığı ve bekareti yok eder.” [5]

Bekârlar (ve evliler de) paklık konusunda Tanrı sözünün yaşamlarında işlemesine izin vermeli; Kutsal Ruh’un ürünü olan özdenetimi ayartılar karşısında kullanılmaya kararlı olmalıdırlar. 1Kor.6:16-20 ayetlerinde fuhuşun, dolayısıyla zinanın öteki günahların dışında tutuluşunun nedeni açıklar: Evlilik dışı cinsel ilişki insanın yalnız insanın bedeni ile ilgili değildir; aynı zamanda insan ruhu ve (imanlıda) Tanrı’nın Ruh’u da böyle bir ilişkiden etkilenir. Çünkü Rab ile birleşen kişi O’nunla tek ruh olmuştur. Kutsal Kitap gerçeklerine göre fuhuş ya da zinayla işlenen günah ruhsal kirliliği oluşturduğundan Kutsal Ruh’u kederlendirir; kişinin kendisini yargı altına koymasına neden olur.

1Sel.4:7-8 ayetleri Rab’bi ve Kutsal Ruh’u açık ret edişin sonuçları hakkında fuhuş ya da zina yapanları düşünmeye davet eder. Herhangi bir nedenle yapılan fuhuş, zina için insanın Tanrı’nın önünde haklı nedenleri yoktur.

Böyle bir durumda “İmanımızın öncüsü İsa Mesih’in yaşamına bakmak bekârlara Tanrı’nın istediği doğrulukta davranmaları için bir yol açar. İsa evlenmedi ve pak bir Yaşam sürdü. Kendisini bekâr kişilerin izleyebileceği en iyi örnek tutumları sergileyerek, tüm kötülüklere karşılık, dünyada temiz bir yaşam sürdürmenin imkânsız olmadığını gösterdi.”[6]

Bir eş isterken ve beklerken kuşkusuz duygusal yakınlık önemlidir. Karşımızdaki kişinin iç dünyamızda yarattığı etki duygularımızla ilgilidir ve kararlarımızı, tutumlarımızı etkileyecektir. Evlilik ilişkisinin başlamasında, temellenmesinde duygular tek başına belirleyici olmamalıdır. Bunun nedeni duyguların koşullara bağlı olarak sık sık değişmesidir.

Sağlam bir evlilik yapmak için, ilişki başlar başlamaz aşağıda birkaç soruyu dikkate almak makta yarar vardır:

Ömür boyu sürmesi gereken bir ilişki başlatıyorsunuz. 1Sel.4:3-8 ayetleri bağlamında siz ve evliliği düşündüğünüz arkadaşınız verdiğiniz kararda ne kadar samimidir ya da kalıcıdır? Kutsal Kitap’ta evlik öncesi arkadaşlık kavramı bulunmaz. Evlenecek kişiler eş konusunda Rab’be güvenirler, Rab’bin yönlendirdiği kişiler ile ilişki başlatırlar, nişanlanırlar. Nişanlık döneminde erkek ve kız bekâretini korur. Çık. 1:22 ayetinde adam kızı aldatıp da onunla yatarsa başlık parasını ödemeli ve onunla evlenmelidir.

Kutsal Kitap’ta Tanrı’nın halkından olmayanlarla evlilik (aslında ciddi bir iş yapılacak herhangi bir durum) özendirilmez. Putperest halklardan alınan kadınlarla yapılan evliliklerde Tanrı halkı putperest alışkanlıklar edinerek Rab’be karşı suç işledi. Bunun en canlı örneği Kral Süleyman’dır. Kral Süleyman’ın yedi yüz karısı ve üç yüz cariyesi vardı, yine içindeki boşluğu dolduramadı. Üstelik kendini Rab’be karşı gelir durumda buldu (1Kr.11:3-6).[7]

Rab bizlerin yaşamında, karakterlerimizi değiştirmek istediğinde olağanüstü işler yapabilir; ama çok durumda karakterlerimiz kendimiz ile yüzleştikten sonra değiştirir. Evleneceğiniz kişide karakter sorunları varsa ya da bazı konular sizi tam esenlik vermiyorsa ilişkinizi geliştirmeyin. Çünkü esenlik bulamadığınız konular size evlendikten sonra geri dönecektir. Arkadaşınız size (ve tüm insanlara) verdiği değer tutumlarından bellidir. Örneğin arkadaşınız bir yargıç gibi davranıyorsa ve gözündeki merteği görmüyorsa evlendikten sonra da aynı yolda devam edecektir (Luk.6:37-42). Yine arkadaşınız insanları bağışlayamıyor ve kendindeki bu kusuru göremiyorsa tövbe etmediği sürece değişmeyecektir.

Eş adayınızdan beklentilerinizi karşılanması duygusal ilişkinin başladığı dönemde her şeyin yolunda gidiyor gibi görünmesi, sizi kör etmemelidir. Sizinle birlikte olmayı hedef durumuna getiren kişilere karşı ayırt edici olmak önemlidir! Karşılaşılan birçok acı örnekte eş adayı ele geçirilecek kale gibidir. Onunla birlikte olmak için her yol denenir. Vaatler verilir, sahte davranışlar geliştirilir. Hedefe ulaşıldığında eşinizin (artık eşiniz olmuştur!) gerçek karakteriyle yüzleşirsiniz.

Böyle durumlarda Rab’nin ve O’nun değerli ilkelerinin ilişkinizin merkezinde olmasının önemi bir kez daha ortaya çıkar. Size karşı kibar, ama başkalarına karşı kaba; sizi bağışlayan, ama başkalarını bağışlamayan; ailesine bakacak işe ve yeterliliği sahip olmayan kişi evlendikten sonra acı kaynağı durumuna gelebilir.

Evlendikten sonra esenlik kaybına uğramamak için ilişki başlattığınız anda kilise önderliğinden, olgun ruhsal ağabey ve ablalar aracılığıyla (gerekiyorsa uzmanlaşmış danışmanlarda) destek almak iyidir. Deneyimli ruhsal kişiler ilişkinizin yürümeyeceğini söylüyorsa onların öğütlerini dinlemek, (çok durumda) uzatmadan bitirmek yerinde bir davranıştır.

Luk.6:43-49 ayetlerinde “İyi ağaç kötü meyve, kötü ağaç da iyi meyve vermez. Her ağaç meyvesinden tanınır. Dikenli bitkilerden incir toplanmaz, çalılardan üzüm devşirilmez” yazar. Ayetin devamında “İyi insan yüreğindeki iyilik hazinesinden iyilik, kötü insan içindeki kötülük hazinesinden kötülük çıkarır. İnsanın ağzı, yüreğinden taşanı söyler” uyarısı bulunur ve sizi itaate davet ederek: “Niçin beni ‘Ya Rab, ya Rab’ diye çağırıyorsunuz da söylediklerimi yapmıyorsunuz?” sorusuyla baş başa bırakır.

---

[başlık] İsa Mesih 19:11-12; Pavlus 1Kor.7:6-7 ayetlerinde ömür boyu bekâr kalarak İsa Mesih’e adanmış bir yaşam sürmeyi seçenek olarak sunar. Ancak bu seçenek kişinin kendi gücünden değil, Rab’bin yönlendirişinden gelmelidir. Çünkü tüm insanlar günahlıdır ve günaha eğilimlidir. Bu nedenle hem İsa Mesih “Herkes bu sözü kabul edemez, ancak Tanrı'nın güç verdiği kişiler kabul edebilir ” sözleriyle hem de Pavlus “Ama fuhuştan ötürü her erkek karısıyla, her kadın da kocasıyla yaşasın (1Kor.7:2” ayetlerindeki uyarısıyla pak yaşama öncelik vermiş ve dikkati çekmişlerdir. Yine ilgili ayetler, 1Kor.7, ve yaratılış tasarısı içerisinde insan ile ilgili ayetler değerlendirildiğinde bekârlığın evliliğe göre üstün statü sağladığını gösteren güçlü bir yorum bulmak zordur.

[2] http://tdkterim.gov.tr/bts/ (28.02.2013)

[3] Öğretim konusu olan veya olabilecek bilgilerin bütünü, bilim dalı. http://tdkterim.gov.tr/bts/ (11.02.2013)

[4] Krş: İsmail Kulakçıoğlu. http://www.bursakilisesi.com/ekitap/tovbe/11-tanrinin-karakteri-tovbeye-temel-olusturur/ (11.02.2013)

[5] Krş: Donald C. Stamps vd. Yeni Yaşam Açıklamalı Kutsal Kitap. Yeni Yaşam Yayınları: Kore, 2009. s. 1683

[6] Krş: Ros & Mike Buckley vd. Cinselliğin Doğası. Bütün Dünya Kitaplığı: İstanbul, 2003. s.39

[7] Vaiz kitabı “Her şey boş, bomboş, bomboş!” diye başlar. Ayrıca Bkz: Vai.2:1-11