Aile ve Evlilik Bağları

2.2 Yasa Öncesi ve Sonrası Eski Antlaşma Metinlerinde Aile

Yar.5 bölümünde Âdem’den Nuh’a insan soyunun kısa özeti verilir. Âdem ve Havva’nın çocukları, onların çocuklarının çocukları olur. Şit, Hanok gibi bu çocuklardan bazılar Rab ile yürümüş, Rab’be bağlı kalarak yaşamlarını O’nun istemlerini yerine getirerek sürdürmüşlerdir. Bazılarıysa Rab’den kopuk yaşamışlardır.

“Yar.4 bölümü Kayin’in soyundan gelen evlilikleri anlatırken, Yar. 5 bölümü Şit’in soyundan gelenlerin evliliklerini anlatır. Yar. 6. bölümde geçen Şit’in soyundan gelen ‘ilahi varlıkların’ Kayin’in soyundan gelen ‘insan kızlarıyla’ evlenmesi bağlamında yorumlandığında iyi soy ve kötülük yapan soy evliliklerin bozulmasına yol açtığını söyleyebiliriz.”[1] İyi ve kötü soy ayrımıyla, günahlı varlıklarına rağmen, yaratılıştan aldıkları iyi nitelikleri ve Rab’be bağlılıkları korumaya çalışan soy ile Tanrı tanımaz soy anlatılmak istenmektedir. Rab ile sevgi ilişkisi her durumda insanlara bereket ve kutsanma sağlarken, Rab’bi ret etmek, O’nu tanımamak insanın yaşamının her alanında acı çekmesine neden olmuştur.

Rab’bin kutsamasına sahip olmayan evlilikler kadın ve erkeğe çözümden çok çözümlüğü, acıyı sunmuştur. İbrahim Peygamber Rab ile ilişkisinde ayrıcalığa, kutsanmaya, O’nun bereketlere sahip olmasın karşılık, çok eşlik kendisinin, eşinin (Sara’nın), cariyesinin (Hacer’in), köle cariyesinden doğan İsmail’in, yaşlılığında kendi eşinden doğan İshak’ın yaşamlarını olumsuz olarak etkilemiştir (Yar.12-25).

Rab İbrahim Peygamber’e eşi Sara’dan çocuk vaat etti. Belirlenen zamanı beklemek, Rab’bin vaadine güvenerek yaşamlarını sürdürmek yerine Sara’nın cariyesi aracılığıyla çocuk sahibi olmak için Hacer’i eş olarak İbrahim Peygamber’e önermesi, İbrahim Peygamber’in bunu kabul etmesiyle tartışma ve çekişmenin büyüdüğü ortam yaratıldı. İshak doğduktan sonra Sara ile Hacer’in tartışmaları huzur bozucu bir ortamı canlı tutmuştur.

Atalar döneminde Rab evlilik kurumunu korur; bilmeyerek de olsa evlilik kurumunu bozmak isteyenleri zaman zaman uyarır. Tanrı korkusunun bulunmadığı Filistinli Putperest kral Avimelek, evli olduğunu bilmeden Sara’yı eş yapmak için sarayına getirttiğinde, henüz ona dokunmadan Rab tarafından “Bu kadını aldığın için öleceksin” sözleriyle durdurulur (Yar.20).

Yusuf köle olarak satıldığı evde efendisinin hanımı tarafından tacize uğramasına karşılık o Rab’be olan bağlılığını gösterdi; günaha teslim olmadı. “Bu evde ben de onun kadar yetkiliyim. Senin dışında hiçbir şeyi benden esirgemedi. Sen onun karısısın. Nasıl böyle bir kötülük yapar, Tanrı'ya karşı günah işlerim? (Yar.39:9)” diyerek evlilik dışında kurulan cinsel ilişkinin yalnız eşe değil, aynı zamanda Rab’be karşı da tutum aldığını belirtti.

Yasa dönemine gelindiğinde Rab hem kendisiyle hem de aile ve toplumla ilişkilerini İsa Mesih’in gelişine dek yeniden, yazılı olarak düzenler. On Emir’de özetlenen Yasa’nın ilk dört bölümü Rab ile kalan altı bölümüyse (aile ve) toplumla ilişkilerde gözetilmesi gereken ilkelere yer verilmiştir. Bu ilkeler kutsal bir yaşama sahip halkın yaşama biçiminin nasıl olacağını belirtir, öğretir.

Yasa’da everensel ve devamlılık gösteren ilkelerin yanında (örneğin Rab ile doğru bir ilişkiye sahip olmak, 1-4 emirler; anne babaya saygı göstermek, zina etmemek, komşusunun karısına bakmamak…), İsa Mesih’in gelişiyle kalkan ilkeler de bulunur (örn. Kurban sunularıyla Rab’be yaklaşmak; yiyeceklerle ilgili kurallar…). [2]

“Annene babana saygı göster. Öyle ki, Tanrın RAB'bin sana vereceği ülkede ömrün uzun olsun, buyruğu yetişkinlere ve çocuklara sorumluluk verir (Çık.20:12).”[3] Anne babaya saygı göstermek çocuğun onların karşısında sessiz kalmasının ötesinde içten gelen sevgi davranışlarını içermesi gerektiği açıktır. Kişinin anne babasını dövmesi (Çık.21:15), lanet etmesi (Lev.20:9), aile içinde cinsel ilişkide bulunması (Lev.18:7,9) ruhsal ve toplumsal çürümeye neden olduğundan Yasa’da kesinlikle yasaklanmıştır.

Anne babaların çocuklarını Rab’be ait bir kişi olarak yetiştirmesi açısından altıncı buyruk önem taşımaktadır. Çocukların Rab’be bağlılıkları, anne babadan alacakları örnek davranışlarla, onların yaşamlarında göreceği Rab sevgisi ile temellenecektir. Rab bu nedenle anne baba ve çocukları birbirlerine sorumlu tutmuştur.

“Zina etmeyeceksin ve Komşunun evine, karısına, erkek ve kadın kölesine, öküzüne, eşeğine, hiçbir şeyine göz dikmeyeceksin (Çık.20:14,17)” buyrukları Tanrı halkının arasında pak ilişkilerin önemini vurgulayan başka ayetlerdir. Zina da ruhsal ve toplumsal bozulmaya yol açması nedeniyle Yasa’da kesinlikle yasaklanmıştır (Çık.20:14; Lev.20:10).

Kâhinlerin Eski Antlaşma tapınma düzeninde Rab’bin kutsallığını yansıtması gerektiğinden Yasa’da onların aile yapısının sağlamlığına ayrı bir önem verilmiş, kâhinin hem kendisi hem ailesi için kutsallığa önem vermesi istenmiştir. Çünkü kâhin günahların bağışlanması, tapınma, şükran sunularını sunarak halk ile Tanrı arasında aracılık yapan kişidir. Rab kutsal olduğundan kâhinde taşıdığı hizmetin sorumluluğuna uygun eylemleri göstermelidir. (Lev.21:7-9, 13-14).

Kâhinlerin ailesini ve Tanrı halkını Rab’be bağlı, O’na itaat eden kişiler olarak yetiştirmeleri kendi sorumlulukları altındaydı. 1Sam.2:12-13 ayetlerinde halk ile ilgili kurallara uymayıp görgüsüz davranışlarından ötürü Kahin Eli’nin oğullarından değersiz kişiler olarak söz edilir. Hofni ile Pinehas yalnız Rab’be sunulan sunulara karşı saygısızca davranmamışlar, Buluşma Çadırının girişinde görevli kadınlarla cinsel ahlaksızlık içeren düşkünlükleri Rab’bi tiksindirmiştir. Kahin Eli’yse çocuklarını Rab’bi seven kişiler olarak yetiştiremediğinden, yetişkinlik dönemlerinde onlara söz geçirememiştir (1Sam.2:22-24). İlerleyen zaman içerisinde Rab kâhin Eli’ye bir Tanrı adamı (peygamber) tarafından, çocuklarının yaptığı iğrençliklere karşı yargısını iletti. Hofni ile Pinehas kılıçla öldü; kâhin Eli’nin kalan ailesi yoksulluk içinde yaşayacaktı (1Sam. 2:27-35).

Boşanma günahın aile ilişkilerine yansımasıyla ortaya çıktığından Eski Antlaşma metinlerinde onaylanan bir eylem değildir. Yasa ve Eski Antlaşma dönemlerinde verilen boşanma belgesini İsa Mesih insanların yüreklerinin katılığı, inatçılıkları yüzünden verildiğini; doğru eylemin boşanmak değil tek beden olarak evliliği sürdürmek olduğunu “Tanrı’nın birleştirdiğini insan ayırmaması” sözleriyle ifade etmiştir (Mat.19:3-10).

Çok eşliliğinin, zinanın kanıksandığı dönemde, Mal.2:14-16a ayetlerinde Tanrı halkını Rab’bin kendileriyle neden ilgilenmediği sorusuna yöneltmiştir. Rab onları “[…] Çünkü RAB seninle gençken evlendiğin karın arasında tanıktır. O yoldaşın ve evlilik antlaşmasıyla karın olduğu halde ona ihanet ettin. Tanrı sizi tek beden ve ruh yapmadı mı?” diye yanıtlamıştır.

Evlilikte neden tek beden olunur? Çünkü Rab kendisine özgü bir soy arar. Bu nedenle Rab “Kendinize dikkat edin, hiçbiriniz gençken evlendiği karısına ihanet etmesin. İsrail'in Tanrısı RAB, “Ben boşanmadan nefret ederim” diyerek halkın kendi felaketlerini hazırladıklarını söylemiştir.

Eski Antlaşma metinleri değerlendirildiğinde evlilik kurumunun eşler arasında sadakatle yürütülmesi gerektiği açıktır. Kutsal Kitap’ta ahlak kavramı, insan ilişkilerinin ötesinde bir anlam taşır. Pak yaşam sürdürmek öncelikle Rab ile kurulan canlı, yaşayan birliktelik için gereklidir.

Dünyada günahın çoğalması, kötülüğün artması evlilik dışı ilişkiyi, eşler arasında sevgisizliği ve sadakatsizliği yasallaştırmaz. İyi eşin Rab tarafından verileceğine olan inanç korunmalı, insan yaşamını Rab ile temellendirmeli, her durumda O’na güvenmelidir.

[1] Krş: Açıklamalı Kutsal Kitap. Yeni Yaşam Yayınları: İstanbul, 2010. s. 16 ve Donald C. Stamps vd. Yeni Yaşam Açıklamalı Kutsal Kitap. Yeni Yaşam Yayınları: Kore, 2009. s. 36

[2] İsa Mesih Yasa’nın nasıl yorumlanması gerektiğini doğru biçimde açıklamıştır (Mat.5-7 Dağdaki Vaaz). Hristiyan ilahiyatında Yasa ve Eski Antlaşma metinleri İncil’in bakış açısıyla yorumlanır.

[3] Krş: Açıklamalı Kutsal Kitap. Yeni Yaşam Yayınları: İstanbul, 2010. s.114